Sun Chemicals Services Turkey Ticari Müdürü Seyfullah Sarı tarafından hazırlanan “Ağustos 2026 Küresel Tarım Piyasaları ve Türkiye Projeksiyonu” başlıklı rapor, küresel gıda piyasalarındaki fiyat hareketlerinden Türkiye’nin tarımsal üretim görünümüne, İç Anadolu’daki yeraltı su kaynaklarının durumundan gıda fiyatları beklentilerine kadar önemli tespitler ortaya koyuyor. Raporda özellikle yüksek rekolte ile birlikte artan su stresi arasındaki çelişkiye dikkat çekiliyor.
Sun Chemicals Services Turkey Ticari Müdürü Seyfullah Sarı tarafından hazırlanan “Ağustos 2026 Küresel Tarım Piyasaları ve Türkiye Projeksiyonu” başlıklı kapsamlı çalışmada; uluslararası basın taraması, rekolte analizleri, İç Anadolu'daki su stresi ve gıda fiyatları beklentileri ele alındı.
Raporda Financial Times, Reuters, Bloomberg, USDA WASDE ve FAO verileri taranarak küresel gıda borsalarındaki fiyat hareketleri incelenirken, elde edilen veriler TÜİK, TMO ve Ulusal Hububat Konseyi istatistikleriyle karşılaştırıldı. Bu veriler üzerinden Türkiye tarımının ve özellikle İç Anadolu Bölgesi'nin önümüzdeki döneme ilişkin projeksiyonu ortaya konuldu.
Küresel tarım piyasalarında iklim ve lojistik baskısı
Rapora göre Ağustos 2026 itibarıyla uluslararası ekonomi ve emtia basınında öne çıkan ana gündem maddeleri; iklim krizine bağlı aşırı sıcaklar, bölgesel kuraklık şokları ve Karadeniz-Basra Körfezi hattındaki lojistik gerilimlerin küresel gıda arzı üzerinde yarattığı baskı oldu.
Küresel tarım piyasalarında yaşanan gelişmelerin başında ise gıda fiyatlarındaki yükseliş, tahıl fiyatlarındaki artış ve ABD buğday üretimindeki gerileme geliyor.
FAO Gıda Fiyat Endeksi 131,1 puana ulaştı
Raporda yer alan değerlendirmeye göre Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün 7 Ağustos 2026 tarihli son raporunda Küresel Gıda Fiyat Endeksi aylık bazda yükselerek 131,1 puana ulaştı.
Bu seviyenin Ocak 2023'ten bu yana kaydedilen en yüksek değer olduğu belirtiliyor.
FAO Tahıl Fiyat Endeksi'nin de bir önceki aya göre %3,4 arttığı, bu yükselişi ise doğrudan küresel buğday fiyatlarında yaşanan %5,8'lik aylık artışın tetiklediği ifade ediliyor.
ABD buğday üretiminde yüzde 23'lük düşüş
ABD Tarım Bakanlığı'nın 12 Ağustos 2026 tarihli WASDE raporuna göre ABD'de buğday üretiminin geçen yılın aynı dönemine kıyasla %23 azalarak 1,53 milyar bushel seviyesine gerilediği belirtiliyor.
Dönem sonu devir stoklarının ise %22 düşüşle 717 milyon bushel olarak revize edildiği aktarılıyor.
USDA'nın Ağustos 2026 WASDE raporunda ABD buğday üretimi 1,531 milyar bushel, dönem sonu stokları ise 717 milyon bushel olarak yer alıyor. Raporda dönem sonu stoklarının geçen yıla göre yaklaşık %22 daha düşük olduğu ve ABD buğdayı için sezon ortalaması çiftlik fiyatı beklentisinin 6,20 dolar/bushel seviyesine yükseltildiği görülüyor.
Avrupa'da rekolte kaybı baskısı
Raporda İngiltere Tarım ve Bahçecilik Geliştirme Kurulu (AHDB) ve Avrupa Komisyonu verilerine de yer veriliyor.
Buna göre Mayıs-Temmuz dönemindeki aşırı sıcaklar nedeniyle Batı ve Kuzey Avrupa'da hektar başına ortalama buğday verimi 6,8 tona gerileyerek son yılların en düşük seviyesine yaklaştı.
Asya pirinç piyasasında da alarm
Raporda Asya pirinç piyasasına ilişkin değerlendirmede ise Hindistan'ın ihracat kısıtlamalarını sürdürmesi ve düzensiz muson yağmurları nedeniyle küresel pirinç fiyat endeksinin son 15 yılın tepe noktasına yakın seyrettiği belirtiliyor.
Ağustos 2025-Ağustos 2026 küresel göstergeleri
Raporda küresel piyasaların bir yıllık değişimi de ayrı bir karşılaştırmayla ortaya konuluyor.
FAO Gıda Fiyat Endeksi, Ağustos 2025'te 120,8 puan seviyesindeyken Ağustos 2026'da 131,1 puana yükseldi. Değişim %8,5 olarak kaydedildi. Raporda bu artışın temel itici faktörü tahıl ve şeker fiyatlarındaki artış olarak gösteriliyor.
FAO Tahıl Fiyat Endeksi, Ağustos 2025'te 115,2 puan, Ağustos 2026'da ise 123,1 puan oldu. Bir yıllık değişim %6,9 olarak hesaplandı. Temel itici faktör ise buğdaydaki %5,8'lik aylık sıçrama olarak belirtiliyor.
ABD buğday üretimi, Ağustos 2025'te 1,98 milyar bushel iken Ağustos 2026'da 1,53 milyar bushele geriledi. Değişim -%22,7 oldu. Raporda bu düşüşün temel nedenleri kavurucu sıcaklar ve kuraklık olarak gösteriliyor.
ABD buğday devir stokları, Ağustos 2025'te 920 milyon bushel seviyesinden Ağustos 2026'da 717 milyon bushele düştü. Değişim -%22,1 oldu. Temel itici faktörler arz daralması ve ihracat olarak sıralanıyor.
Global Buğday Fiyatı (CBOT) ise Ağustos 2025'te 5,40 dolar/bushel seviyesindeyken Ağustos 2026'da 6,20 dolar/bushel seviyesine yükseldi. Değişim %14,8 olarak hesaplandı. Raporda fiyat artışının temel nedenleri Karadeniz lojistiği ve ısı stresi olarak gösteriliyor.
Türkiye tarımında 2026 bilançosu: Rekolte yeniden yükseldi
Raporda küresel piyasalardaki daralmanın aksine Türkiye'nin, 2025 yılında yaşanan ağır kuraklık dalgasının ardından 2026 bahar yağışlarının etkisiyle bitkisel üretimde hacimsel bir toparlanma yaşadığı belirtiliyor.
Ancak yüksek girdi maliyetleri ve kur etkisinin, rekolte artışının fiyatlara olumlu yansımasını kısıtladığı vurgulanıyor.
Buğday üretimi 22,75 milyon tona çıktı
Ulusal Hububat Konseyi ve TÜİK verilerine göre Türkiye'de buğday üretimi 2025 yılında 17,95 milyon tona kadar geriledi.
2026 yılında ise buğday üretiminin %26,7 artışla 22,75 milyon ton seviyesine ulaştığı belirtiliyor.
Raporda bu rakamın son yılların en yüksek rekoltelerinden birine işaret ettiği ifade ediliyor.
TMO alım fiyatı 16.500 TL
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin 2026 yılı ekmeklik buğday alım fiyatını 16.500 TL/ton olarak belirlediği aktarılıyor.
Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı üreticilere verilen prim ve gübre/mazot destekleriyle birlikte üreticinin eline geçen toplam tutarın 19.514 TL/ton seviyesine yükseldiği belirtiliyor.
Bununla birlikte TÜİK Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'nin (Tarım-GFE) yıllık %35'in üzerinde seyrettiği, özellikle mazot, elektrik ve gübre maliyetlerinin çiftçi kârlılığını baskıladığı vurgulanıyor.
2022-2026 döneminde Türkiye'nin buğday üretimi ve fiyat görünümü
Raporda Türkiye'nin son beş yıllık üretim ve fiyat görünümü de karşılaştırılıyor.
2022 yılında Türkiye'nin buğday üretimi 19 milyon 750 bin ton, TMO taban fiyatı 7,05 TL/kg, gıda enflasyonu %76,8 olarak veriliyor. Bu yılın önemli iklim olayı ise ılıman iklim ve ithalat desteği olarak belirtiliyor.
2023 yılında buğday üretimi 22 milyon ton, TMO taban fiyatı 9,25 TL/kg, gıda enflasyonu %67,1 seviyesinde gerçekleşiyor. Önemli iklim olayı ise bahar yağışlarının olumlu etkisi olarak kaydediliyor.
2024 yılında buğday üretimi 20 milyon 800 bin ton, TMO taban fiyatı 11,00 TL/kg, gıda enflasyonu %43,6 olarak veriliyor. Bu dönemde yaz kuraklığının başlangıcı dikkat çekiyor.
2025 yılında buğday üretimi 17 milyon 950 bin ton, TMO taban fiyatı 13,50 TL/kg, gıda enflasyonu %31,8 seviyesinde bulunuyor. Önemli iklim olayı ise aşırı sıcaklar ve ciddi kuraklık olarak gösteriliyor.
2026 Ağustos itibarıyla ise buğday üretimi 22 milyon 750 bin ton, TMO taban fiyatı 16,50 TL/kg, gıda enflasyonu %37,5 olarak raporda yer alıyor. İklim açısından ise bahar yağışlarının iyi olması ancak yaz döneminde ısı stresinin yaşanması öne çıkıyor.
İç Anadolu'da kritik çelişki: Rekolte yüksek, su kaynakları alarm veriyor
Raporun en önemli bölümlerinden biri İç Anadolu Bölgesi'ne ayrıldı.
Türkiye'nin tahıl, şeker pancarı ve bakliyat ambarı konumunda bulunan Konya, Ankara, Eskişehir, Aksaray, Karaman ve Sivas hattının Ağustos 2026 itibarıyla çelişkili bir tablo sergilediği belirtiliyor.
Bu tabloya göre rekolte yüksek ancak yeraltı su kaynakları tarihsel alarm seviyesinde.
Yağışlar verimi artırdı, sıcaklık kaliteyi etkiledi
Bahar aylarındaki yağışların sap boyunu ve dane sayısını artırarak verimi yükselttiği ifade ediliyor.
Ancak Haziran-Temmuz aylarındaki ani sıcaklık dalgalarının bazı alanlarda hektolitre ağırlığını düşürdüğü ve kaliteli ekmeklik buğday oranını sınırladığı belirtiliyor.
Dolayısıyla üretim miktarındaki artışın her bölgede aynı oranda kalite artışı anlamına gelmediğine dikkat çekiliyor.
Konya Ovası ve Karaman'da yeraltı suyu alarmı
Raporda Konya Ovası ve Karaman hattındaki yeraltı su kaynaklarına özellikle dikkat çekiliyor.
Buna göre yeraltı su seviyeleri yıllık ortalama 1,5-3 metre çekilmeye devam ediyor.
Derin kuyulardan su çekmek için harcanan elektrik maliyetinin ise sulu tarım yapan üreticilerin en büyük gider kalemi haline geldiği belirtiliyor.
Bu durumun yalnızca bugünün tarımsal maliyetleri açısından değil, bölgenin gelecekteki üretim kapasitesi açısından da kritik olduğu vurgulanıyor.
2026/2027 ekim sezonunda ürün deseni değişebilir
Raporda 2026 sonbahar ekim dönemi, yani 2026/2027 sezonuna ilişkin de önemli bir projeksiyon yer alıyor.
Buna göre aşırı su tüketen mısır ve şeker pancarı alanlarında kısıtlamaya gidilmesi beklenirken, kanola, aspir, mercimek ve nohut gibi kuraklığa dayanıklı alternatif ürünlerin ekiminin teşvik edilmesi öngörülüyor.
Bu değişimin temelinde ise İç Anadolu'daki su kaynaklarının korunması ve tarımsal üretimin sürdürülebilir hale getirilmesi ihtiyacı bulunuyor.
Gıda fiyatlarında önümüzdeki 3-6 ay için baskı beklentisi
Raporda TÜİK Ağustos 2026 verilerine göre gıda enflasyonunun yıllık %37,53 seviyesinde gerçekleştiği ve genel tüketici fiyat endeksi olan TÜFE'nin %31,75 seviyesinin üzerinde seyretmeye devam ettiği belirtiliyor.
Sektör açısından önümüzdeki 3-6 aylık dönem için üç temel başlık öne çıkıyor:
Ekmek ve un fiyatları, hayvancılık ve yem enflasyonu ile sanayicinin ithalat maliyeti.
TMO'dan un sanayicisine ve fırıncıya 18.500 TL'lik satış
Raporda TMO'nun 1 Ekim 2026 tarihinden itibaren un sanayicisine ve fırıncılara tonu 18.500 TL'den buğday satışı başlatacağını duyurduğu belirtiliyor.
Bu hamlenin kış aylarında ekmek ve unlu mamul fiyatlarında yaşanabilecek olası spekülatif artışları tavan fiyat uygulamasıyla engellemeyi amaçladığı ifade ediliyor.
Hayvancılıkta yem ve süt maliyetleri
Hayvancılık tarafında ise çiğ süt maliyetlerinin litre başına 20,62 TL seviyesine ulaşması ve kesif yem fiyatlarındaki artışın maliyet baskısını artırdığı belirtiliyor.
Raporda bu gelişmelerin kış döneminde kırmızı et, süt, peynir ve yoğurt fiyatlarında kademeli yükselişin devam edeceğine işaret ettiği değerlendiriliyor.
İhracatçı sanayicinin maliyet baskısı artıyor
Sarı'nın değerlendirmesine göre, Türkiye'nin un, makarna ve bisküvi ihracatında dünya lideri konumunda olduğuna dikkat çekiliyor.
İç rekoltenin yüksek olmasına rağmen kaliteli buğday ithalat maliyetinin küresel borsalarda %5,8 artmasının, ihracatçı sanayicinin kâr marjını sıkıştırdığı ifade ediliyor.
Böylece Türkiye'nin yüksek üretim gerçekleştirmesi tek başına yeterli görülmüyor; kaliteli ürün arzı, küresel fiyatlar ve ithalat maliyetlerinin de ihracatçı sanayicinin rekabet gücü açısından belirleyici olduğu vurgulanıyor.
Türkiye tarımı için 3 acil stratejik öneri
Seyfullah Sarı'nın hazırladığı raporun son bölümünde, uluslararası analizler ve iç piyasa gerçekleri ışığında Türkiye'nin tarımsal geleceğini güvence altına alabilmesi için 3 acil adım öneriliyor.
1. Akıllı ve basınçlı sulama reformu
İç Anadolu ve Akdeniz çanağında vahşi sulamanın tamamen kaldırılması gerektiği belirtiliyor.
Bunun yerine sensörlü, nem ölçerli ve uydu destekli kapalı devre damlama sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve bu sistemlere %100 hibe desteği verilmesi öneriliyor.
Bu önerinin temel amacı, tarımsal üretimden vazgeçmeden su kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlamak.
2. Kuraklığa dayanıklı tohum teknolojisi
İklim krizine, yüksek sıcaklığa ve kuraklığa dayanıklı yerli hibrit tohum ıslahı çalışmalarına bütçeden ayrılan payın artırılması öneriliyor.
Ayrıca Çiftçi Kayıt Sistemi üzerinden bu tohumları eken üreticilere ek prim ödenmesi gerektiği ifade ediliyor.
Bu yöntemle hem iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkisinin azaltılması hem de Türkiye'nin kendi tohum teknolojisini güçlendirmesi hedefleniyor.
3. Stratejik stok ve depoculuk kapasitesi artırılmalı
Raporda küresel tedarik zinciri kırılmaları ve bölgesel savaş riskleri de dikkate alınıyor.
Türkiye'nin bu tür risklerden daha az etkilenebilmesi için lisanslı depoculuk kapasitesinin mevcut 10 milyon tondan 15 milyon ton seviyesine çıkarılması öneriliyor.
Böylece küresel arz şokları, lojistik sorunlar ve bölgesel savaş riskleri karşısında Türkiye'nin stratejik tarım ürünlerinde daha güçlü bir stok mekanizmasına sahip olması amaçlanıyor.
Raporun genel değerlendirmesi
Seyfullah Sarı'nın hazırladığı Ağustos 2026 Küresel Tarım Piyasaları ve Türkiye Projeksiyonu, küresel tarım piyasaları ile Türkiye'deki tarımsal görünümün aynı anda değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Raporda bir taraftan Türkiye'nin 2025 yılındaki ağır kuraklığın ardından 2026 yılında buğday üretiminde önemli bir toparlanma yaşadığı, diğer taraftan ise özellikle İç Anadolu'da yeraltı su kaynaklarının alarm seviyesine gerilediği ortaya konuluyor.
Küresel tarafta ise aşırı sıcaklar, kuraklık, lojistik gerilimler ve arz daralmasının gıda fiyatları üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiği belirtiliyor.
Türkiye açısından önümüzdeki dönemde yalnızca yüksek rekoltenin yeterli olmayacağı; su kaynaklarının korunması, doğru ürün deseninin oluşturulması, modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, kuraklığa dayanıklı tohum teknolojilerinin geliştirilmesi, üretim maliyetlerinin kontrol altında tutulması ve stratejik stok kapasitesinin artırılması gerektiği vurgulanıyor.
Raporda ortaya konulan tabloya göre Türkiye tarımının önündeki en önemli mesele yalnızca “ne kadar üretileceği” değil, aynı zamanda “bu üretimin hangi maliyetle, ne kadar su kullanılarak ve gelecekte sürdürülebilir olup olmadığı” sorusu olacak.
Özellikle İç Anadolu için yüksek rekolte ile birlikte yaşanan su stresi, bölgenin tarımsal geleceği açısından en kritik başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.
Hazırlayan:
Seyfullah Sarı
Sun Chemicals Services Turkey – Ticari Müdür
