Sun Chemicals Services Turkey Ticari Müdürü Seyfullah Sarı, küresel tarım sektörünün 2026 yılının ilk yarısında karşı karşıya kaldığı en önemli risklerden birinin aşırı ve düzensiz yağışlar olduğunu belirterek, iklim krizinin etkileriyle birlikte mantar kaynaklı hastalıkların dünya genelinde hızla yayıldığını söyledi.
Sarı, değerlendirmelerinin küresel tarım basınında yer alan AgFunderNews, World Grain, Farmers Weekly ve FAO raporları ile uluslararası bilimsel yayınlar, saha analizleri ve Türkiye'nin güncel tarım verilerinin birlikte incelenmesi sonucunda oluşturulduğunu ifade etti.
Küresel tarım basınının 2026 yılının ilk yarısında en çok üzerinde durduğu konuların başında aşırı ve düzensiz yağış rejimleri geldiğini belirten Sarı, iklim krizinin etkilerinin artık doğrudan tarımsal üretimde hissedildiğini ve özellikle tahıl üretim bölgelerinde mantar hastalıklarının ciddi tehdit oluşturduğunu dile getirdi.
Mantar Sporları Belirli İklim Koşullarında Hızla Çoğalıyor
Uluslararası fitopatoloji dergileri ve Avrupa Tarım Ajansı raporlarına göre mantar sporlarının gelişimi için belirli iklim koşullarının kritik öneme sahip olduğunu belirten Sarı, toprak sıcaklığının 15-25°C arasında seyrettiği ve nispi nemin %80'in üzerine çıktığı dönemlerde mantar sporlarının geometrik şekilde çoğaldığını söyledi.
Uzmanların bu koşulların özellikle yağışlı sezonlarda hastalıkların salgın seviyesine ulaşmasına neden olabileceğine dikkat çektiğini belirten Sarı, 2026 yılında dünya genelinde özellikle üç önemli mantar hastalığının küresel rekolte tahminlerini aşağı çektiğini ifade etti.
Pas Hastalıkları Verimi Doğrudan Düşürüyor
Puccinia türleri tarafından oluşturulan sarı pas ve kahverengi pas hastalıklarının tahıl yapraklarında fotosentez alanını yok ederek verim kayıplarına neden olduğunu belirten Sarı, özellikle yağışlı sezonlarda hastalığın yayılma hızının önemli ölçüde arttığını kaydetti.
Septorya Dane Dolumunu Engelliyor
Septoria tritici kaynaklı septorya yaprak lekesi hastalığının erken dönemde yaprakları kuruttuğunu ifade eden Sarı, bunun dane dolumunu engelleyerek doğrudan rekolte kayıplarına yol açtığını söyledi.
Fusarium Hem Verimi Hem Kaliteyi Vuruyor
Fusarium graminearum kaynaklı fusarium başak yanıklığının yalnızca verim düşüklüğüne neden olmadığını vurgulayan Sarı, hastalığın ürettiği DON başta olmak üzere çeşitli mikotoksinlerin insan ve hayvan sağlığı açısından risk oluşturduğunu belirtti.
Sarı, fusarium kaynaklı enfeksiyonların yalnızca verim kaybına neden olmadığını, aynı zamanda ürünlerin insan ve hayvan tüketimine uygunluğunu ciddi şekilde etkileyebildiğini söyledi. Mikotoksin bulaşan ürünlerin ticari değerini büyük ölçüde kaybedebildiğini, bazı durumlarda ise tamamen kullanılamaz hale gelebildiğini ifade etti.
Türkiye'de Yağışlar Risk Seviyesini Yükseltti
Türkiye'nin son yıllarda özellikle 2023 ve 2024 yıllarında kurak dönemler yaşadığını hatırlatan Sarı, 2025-2026 üretim sezonunda ise ilkbahar aylarında normallerin üzerinde yağış görüldüğünü söyledi.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine işaret eden Sarı, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde nisan ve mayıs ayı yağışlarının uzun yıllar ortalamasının %22 ila %35 üzerinde gerçekleştiğini belirtti.
Bu durumun Türkiye'nin stratejik ürünleri arasında yer alan buğday, arpa ve baklagiller açısından mantar hastalıklarının gelişmesi için son derece uygun bir ortam oluşturduğunu ifade eden Sarı, mevcut koşulları "kusursuz fırtına" olarak değerlendirdi.
Geçmiş Yılların Verileri Dikkat Çekiyor
Mantar hastalıklarının Türkiye tarım ekonomisine etkisinin geçmiş yıllardaki veriler incelendiğinde daha net görüldüğünü belirten Sarı, kurak geçen 2021 ve 2024 yıllarında mantar kaynaklı zararların toplam rekoltenin %2 ila %4'ü seviyesinde kaldığını söyledi.
Buna karşılık yoğun yağışların görüldüğü 2023 yılında özellikle İç Anadolu Bölgesi'nde zamanında müdahale edilmeyen alanlarda sarı pas nedeniyle %25'e varan lokal verim kayıplarının yaşandığını ifade etti.
Türkiye'nin Buğday Rekoltesinde 3,3 Milyon Tonluk Kayıp Riski
2026 ilkbaharında oluşan yüksek nem koşullarının Akdeniz ve Ege bölgelerinde septorya baskısını, İç Anadolu Bölgesi'nde ise sarı pas baskısını son 5 yılın en yüksek seviyesine taşıdığını belirten Sarı, epidemi riskinin ciddi boyutlara ulaştığını söyledi.
Doğru koruma yöntemlerinin uygulanmaması halinde Türkiye'nin 2026 yılı için hedeflediği 22,5 milyon tonluk buğday üretiminde %15 seviyesinde kayıp yaşanabileceğini belirten Sarı, bunun yaklaşık 3,3 milyon tonluk üretim kaybına karşılık geldiğini ifade etti.
Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda Türkiye'nin yeniden un ve makarna sanayisi için dışarıdan hammadde temin etmek zorunda kalabileceğini kaydetti.
İlaçlama Maliyetleri %45 Arttı
Yüksek nem nedeniyle mantar hastalıklarının baskısının arttığını ifade eden Sarı, önceki yıllarda birçok üreticinin sezonu tek fungisit uygulamasıyla tamamlayabildiğini söyledi.
Ancak 2026 yılında ikinci ve hatta üçüncü fungisit uygulamalarının zorunlu hale geldiğini belirten Sarı, bunun sonucunda çiftçilerin ilaçlama maliyetlerinde geçen yıla göre yaklaşık %45 oranında artış yaşandığını ifade etti.
Korunmada İlk Adım Kültürel Önlemler
Uluslararası araştırma kuruluşları CIMMYT (Uluslararası Mısır ve Buğday Geliştirme Merkezi) ile ICARDA'nın (Kurak Alanlarda Uluslararası Tarımsal Araştırma Merkezi) önerdiği entegre mücadele yöntemlerinin Türkiye'deki araştırma kuruluşları tarafından da desteklendiğini belirten Sarı, kültürel önlemlerin hastalık yönetiminde kritik rol oynadığını söyledi.
Sık ekim yapılan tarlalarda hava sirkülasyonunun azaldığını ve nemin daha uzun süre korunabildiğini belirten Sarı, bunun mantar sporlarının çimlenmesi için ideal koşullar oluşturduğunu ifade etti.
Bu nedenle ekim normlarının optimize edilmesi gerektiğini belirten Sarı, aşırı azotlu gübrelemenin bitki dokularını gevşeterek mantar girişini kolaylaştırdığını söyledi.
Azot uygulamalarının dengeli yapılması gerektiğini ifade eden Sarı, potasyum ve fosfor dengesinin korunmasının bitkinin dayanıklılığını artırdığını vurguladı.
Mantar sporlarının kış dönemini çoğunlukla bitki artıkları üzerinde geçirdiğini belirten Sarı, üst üste buğday ekimi yerine baklagiller veya yağlı tohumlu bitkilerle yapılacak münavebe uygulamalarının spor zincirini kırmada önemli rol oynadığını söyledi.
Kimyasal Mücadelede Doğru Zamanlama Kritik
Uluslararası analizlere göre fungisit başarısının yaklaşık %70 oranında doğru zamanlamaya bağlı olduğunu ifade eden Sarı, tahıllarda kardeşlenme ve başaklanma dönemlerinin kritik öneme sahip olduğunu belirtti.
Hastalık belirtilerinin alt yapraklarda görülmeye başlamasıyla birlikte, verimin yaklaşık %50'sini etkileyen ve "bayrak yaprak" olarak adlandırılan üst yaprağa ulaşmadan ilaçlama yapılmasının büyük önem taşıdığını söyledi.
Direnç Oluşumuna Karşı Etken Madde Rotasyonu Şart
Sürekli aynı gruptaki fungisitlerin kullanılmasının mantarlarda direnç gelişimine neden olabileceğini belirten Sarı, FRAC (Fungicide Resistance Action Committee) kılavuzlarına uygun hareket edilmesi gerektiğini ifade etti.
Triazole ve Strobilurin gibi farklı etki mekanizmalarına sahip aktif maddelerin birlikte kullanılmasının hastalık kontrolünde daha başarılı sonuçlar verdiğini söyledi.
Dijital Erken Uyarı Sistemleri Yaygınlaşıyor
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kurulan dijital tarımsal meteoroloji istasyonlarının önemine dikkat çeken Sarı, sistemlerin sıcaklık ve nem verilerini analiz ederek üreticilerin telefonlarına "Mantar Riski: İlaçlamaya Başlayın" uyarıları gönderebildiğini belirtti.
Bu sistemlerin yaygınlaşmasının gereksiz ilaç kullanımını azaltırken doğru zamanda müdahaleyi mümkün kıldığını ifade etti.
Mantar Hastalıkları Sadece Çiftçilerin Sorunu Değil
Mantar hastalıklarıyla mücadelenin yalnızca tarımsal üretim açısından değil, ekonomik açıdan da büyük önem taşıdığını vurgulayan Sarı, konunun doğrudan gıda enflasyonu, tarımsal üretim güvenliği ve cari açıkla bağlantılı olduğunu ifade etti.
Başarılı bir mücadele senaryosunda yağışların sağladığı yüksek toprak neminin avantaj sağlayacağını belirten Sarı, daha dolgun daneler ve yüksek hektolitre ağırlıkları sayesinde Türkiye'nin tarımsal gayrisafi yurt içi hasılasına önemli katkı sunulabileceğini söyledi.
Bu sayede tahılda kendi kendine yeterlilik oranının %100'ün üzerine çıkabileceğini ve milyarlarca dolarlık ithalatın önlenebileceğini kaydetti.
Kalite Kaybı İthalat Baskısını Artırabilir
Mücadelenin yetersiz kalması durumunda sadece miktar kaybı değil kalite kaybı da yaşanacağını ifade eden Sarı, protein ve gluten değerleri düşen buğdayların ekmeklik ve makarnalık özelliklerini kaybederek yemlik kaliteye düşebileceğini söyledi.
Bu durumun un ve makarna sanayisinin dış pazarlardan daha fazla kaliteli buğday talep etmesine neden olabileceğini belirtti.
Geleceğin Çözümü Genetik Dirençli Tohumlar
İklim koşullarının artık geçmişte olduğu gibi öngörülebilir olmadığını vurgulayan Sarı, Türkiye'nin gelecekte mantar kaynaklı şoklardan korunmasının en etkili yolunun genetik direnç ıslahı olduğunu söyledi.
TAGEM tarafından biyoteknoloji laboratuvarlarında geliştirilen sarı pasa ve kuraklığa dayanıklı yerli çeşitlerin yaygınlaştırılmasının önem taşıdığını ifade eden Sarı, Taner ve Bayraktar gibi çeşitlerin yeni nesillerinin daha geniş alanlarda kullanılmasının hedeflenmesi gerektiğini belirtti.
Önümüzdeki 3 yıl içerisinde bu çeşitlerin ekim alanlarının toplam üretim alanlarının %30'undan %60'ına çıkarılmasının önemli bir hedef olduğunu kaydetti.
"Teknoloji ve Genetik Birlikte Kullanılmalı"
Seyfullah Sarı, teknoloji ve genetik çalışmaların birlikte yürütülmesi halinde Türkiye'nin aşırı yağışları bir risk unsuru olmaktan çıkarabileceğini belirterek, "Teknoloji ve genetiği birleştiren bir Türkiye, yağışları bir tehdit olarak değil, bereket ve rekor üretim fırsatı olarak karşılayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

