MISIR'IN "YENİ DELTA" PROJESİ AKDENİZ'DE TARIMSAL REKABETİN DENGELERİNİ DEĞİŞTİRİYOR
Sun Chemicals Services Turkey Ticari Müdürü Seyfullah Sarı tarafından hazırlanan kapsamlı küresel tarım değerlendirme raporu, son yıllarda dünya tarımında dikkat çeken en büyük dönüşüm projelerinden biri olan Mısır'ın "Yeni Delta" Çöl Sulama Projesi'ni tüm yönleriyle mercek altına aldı.
Küresel gıda güvenliği, su yönetimi, tarımsal üretim kapasitesi, ihracat rekabeti, iklim kaynaklı riskler, lojistik altyapı yatırımları ve Türkiye'nin Akdeniz havzasındaki gelecekteki konumunun detaylı şekilde değerlendirildiği raporda, Mısır'ın çölü tarıma kazandırma hamlesinin yalnızca ülke ekonomisini değil, bölgesel ve küresel tarım dengelerini de etkileyebilecek stratejik bir dönüşüm olduğu vurgulandı.
Seyfullah Sarı'nın analizine göre Mısır, gıda güvenliğini güçlendirmek, stratejik ürünlerde dışa bağımlılığı azaltmak ve tarımsal ihracatta küresel ölçekte daha güçlü bir konuma ulaşmak amacıyla tarihinin en büyük tarımsal yatırım programlarından birini yürütüyor. Yaklaşık 15,1 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilen Yeni Delta Projesi, Sahra Çölü'nün batısında milyonlarca dönümlük alanı üretime kazandırmayı hedeflerken, aynı zamanda Akdeniz bölgesindeki tarımsal rekabetin kurallarını yeniden şekillendirebilecek bir potansiyel taşıyor.
Rapora göre proje kapsamında Batı Çölü bölgesinde 2,2 ila 2,5 milyon feddan arasında yeni tarım alanı oluşturuluyor. Yaklaşık 9 bin ila 10 bin kilometrekare büyüklüğündeki bu alan, birçok ülkenin toplam tarım arazisinden daha büyük bir ölçeğe ulaşıyor.
Yeni Delta Projesi'nin tamamlanmasıyla birlikte Mısır'ın toplam ekilebilir tarım arazisinin yüzde 15 ila 20 arasında artması ve 2026 yılı sonuna kadar toplam ekilebilir alanın 12 milyon feddan seviyesine ulaşması bekleniyor.
Bu gelişme, Mısır'ın son yıllardaki en büyük tarımsal kapasite artırımı olarak değerlendiriliyor.
YAPAY NEHİR VE DEV SU ALTYAPISI
Raporda yer alan teknik verilere göre Nil Deltası'nın batısında bulunan tarımsal drenaj suları El Hammam Arıtma Tesisi'nde işleniyor.
Günlük 7,5 milyon metreküp su işleme kapasitesine sahip olan tesis, dünyanın en büyük su arıtma tesislerinden biri olarak kabul edilirken Guinness Rekorlar Kitabı'na giren altyapı projeleri arasında gösteriliyor.
Arıtılan su yaklaşık 166 ila 170 kilometre uzunluğundaki yapay nehir sistemi ve 13 büyük pompa istasyonu aracılığıyla çöl platolarına taşınıyor.
Bu sayede daha önce tarıma uygun olmayan bölgeler modern sulama sistemleriyle üretim merkezlerine dönüştürülüyor.
HEDEF BUĞDAY VE MISIRDA DIŞA BAĞIMLILIĞI AZALTMAK
Raporda, Mısır'ın özellikle buğday ve mısır gibi stratejik ürünlerde ithalat bağımlılığını azaltmayı hedeflediği belirtiliyor.
Ülkenin aynı zamanda zeytin, incir ve narenciye gibi yüksek katma değerli ve ihracat potansiyeli güçlü ürünlere de büyük yatırım yaptığı ifade ediliyor.
Pandemi süreci ve Rusya-Ukrayna savaşının ardından küresel gıda güvenliğinin ülkelerin milli güvenlik politikalarının merkezine yerleştiği belirtilen raporda, Mısır'ın bu projeyi yalnızca tarımsal değil aynı zamanda stratejik ve jeopolitik bir yatırım olarak değerlendirdiği aktarılıyor.
TARIM İHRACATINDA REKOR BÜYÜME
Mısır'ın tarım ihracatı son yıllarda dikkat çekici bir büyüme kaydetti.
2018-2020 yılları arasında yıllık ortalama 5 milyon ton seviyelerinde bulunan tarım ihracatı, son beş yılda her yıl yüzde 10 ila 15 arasında büyüme göstererek 2024-2025 döneminde 8,6 milyon ton seviyesine ulaştı.
İhracat gelirlerinde de tarihi artış yaşandı.
2020 yılında 3,5 milyar dolar seviyesinde bulunan tarım ve gıda ihracatı, 2025-2026 döneminde 6,8 milyar dolara yükselerek son 25 yılın en yüksek seviyesine çıktı.
NİL SULARINDAKİ AZALMA ÜRETİMİ DEĞİŞTİRDİ
Etiyopya'nın Hedasi Barajı (GERD) nedeniyle Nil Nehri üzerinde oluşan baskıya da dikkat çekildi.
Nil sularında dönemsel olarak yüzde 10 ila 15 arasında akış azalması yaşandığı belirtilirken, bu durumun Mısır'ın tarımsal üretim planlarını yeniden şekillendirdiği ifade edildi.
Özellikle yüksek miktarda su tüketen çeltik üretiminin sınırlandırıldığı, buna karşılık damla sulama sistemleriyle daha verimli şekilde yetiştirilebilen mısır ve buğday üretiminin teşvik edildiği kaydedildi.
TÜRKİYE İÇİN HEM TEHDİT HEM FIRSAT
Mısır'ın gerçekleştirdiği yatırımın Türkiye açısından hem ciddi rekabet riski hem de önemli iş fırsatları oluşturduğu belirtildi.
Özellikle narenciye sektöründe Mısır'ın dünyanın bir numaralı taze portakal ihracatçısı konumuna yükseldiği ifade edildi. Yıllık yaklaşık 2 milyon tonluk portakal ihracatına ulaşan ülkenin Avrupa pazarındaki etkinliğini son yıllarda yüzde 130 artırdığı vurgulandı.
Rusya ve Avrupa Birliği pazarlarında Türkiye'nin en agresif rakiplerinden biri haline gelen Mısır'ın, düşük işçilik maliyetleri sayesinde fiyat avantajı yakalayabildiği değerlendirildi.
Bu durumun özellikle narenciye, taze meyve ve sebze ihracatında rekabeti daha da sertleştireceği öngörüldü.
TAHIL VE YEM PİYASALARINDA YENİ DÖNEM
Yeni çöl arazilerinde mısır üretiminin artırılmasıyla birlikte Mısır'ın yem hammaddelerinde dışa bağımlılığını azaltacağı belirtildi.
Bu durumun Türkiye'nin Mısır'a yönelik olası tahıl ve yem ihracatı potansiyelini sınırlandırabileceği ifade edilirken, diğer taraftan Akdeniz havzasında yem hammaddesi fiyatları üzerindeki baskının azalmasına katkı sağlayabileceği değerlendirildi.
TARIM TEKNOLOJİLERİNDE TÜRKİYE İÇİN BÜYÜK FIRSAT
Raporda dikkat çekilen en önemli fırsatlardan biri tarım teknolojileri alanında ortaya çıkıyor.
Mısır'ın çöl sulaması, akıllı sulama sistemleri, dikey tarım uygulamaları, tuzcul toprak yönetimi ve modern altyapı yatırımları için her yıl milyarlarca dolarlık bütçeler ayırdığı belirtiliyor.
Türkiye'nin damla sulama sistemleri, sera otomasyonu, tarımsal yazılımlar, gübre teknolojileri ve yerli tohum üretimi alanlarında önemli bir teknoloji sağlayıcısı konumuna gelebileceği ifade ediliyor.
Raporda ayrıca Mısır hükümetinin tarım ve sulama yatırımlarına özel sektörü çekmek amacıyla yaklaşık 2,6 milyar dolarlık yeni bir yatırım fonu oluşturmayı planladığı bilgisine de yer veriliyor.
LOJİSTİK REKABET DAHA DA ÖNEM KAZANACAK
Yeni Delta Projesi'nin önemli avantajlarından biri de limanlara yakın lojistik koridorlar üzerinde kurulmuş olması.
Özellikle Rod El Farag-Dabaa ulaşım aksı sayesinde tarımsal ürünlerin ihracat limanlarına hızlı şekilde ulaştırılması hedefleniyor.
Bu durumun Doğu Akdeniz'deki ticaret rekabetini artıracağı belirtilirken, Türkiye'nin lojistik altyapı, depolama, soğuk zincir ve liman operasyonlarında daha hızlı ve kaliteli çözümler geliştirmesi gerektiği vurgulanıyor.
AVRUPA PAZARINDA KALİTE REKABETİ
Raporda Mısır'ın Avrupa Birliği'ne yaptığı tarımsal ihracatın son dört yılda 1 milyar Euro'dan 2,3 milyar Euro'ya yükseldiği belirtiliyor.
Türkiye'nin bu süreçte tonaj rekabetinden çok kalite rekabetine odaklanması gerektiği ifade edilirken; kalıntısız üretim, pestisit yönetimi, organik tarım sertifikasyonları ve yüksek kalite standartlarının Türkiye'nin en önemli avantajları arasında bulunduğu kaydediliyor.
Ayrıca Mısır'ın çöl topraklarında karşılaşabileceği yüksek tuzluluk riskinin uzun vadede ürün kalitesini etkileyebileceği, Türkiye'nin ise verimli toprak yapısını önemli bir rekabet avantajı olarak değerlendirmesi gerektiği belirtiliyor.
KONYA OVASI VE GAP VURGUSU Türkiye'nin kendi tarımsal dönüşümünü hızlandırması gerektiğine de dikkat çekiliyor.
Özellikle Konya Ovası ve GAP bölgelerinde modern sulama sistemleri, verimlilik artırıcı yatırımlar ve dijital tarım uygulamalarının hızlandırılmasının stratejik önem taşıdığı ifade ediliyor.
Mısır'ın kendi mısır üretimini artırmasıyla oluşacak yeni rekabet ortamında Türkiye'nin yerli üreticisini koruyacak verimlilik odaklı politikaları daha hızlı hayata geçirmesi gerektiği vurgulanıyor.
SEYFULLAH SARI'DAN STRATEJİK UYARI
Seyfullah Sarı, Mısır'ın çölü yeşerterek maliyet odaklı küresel bir tarım gücü olma yolunda ilerlediğini belirterek, Türkiye'nin ise kalite odaklı üretim, dijitalleşme, sürdürülebilir su yönetimi, iklim dayanıklılığı, lojistik üstünlük ve tarım teknolojileri ihracatına ağırlık vererek rekabet gücünü artırması gerektiğini ifade etti.
Sarı, önümüzdeki dönemde tarım sektöründe yalnızca üretim miktarının değil; teknoloji, verimlilik, su kaynaklarının etkin kullanımı, lojistik kapasite ve stratejik planlama becerisinin ülkelerin başarısını belirleyen en önemli unsurlar olacağını vurguladı.
Raporda yer alan değerlendirmelere göre Mısır'ın Yeni Delta Projesi yalnızca bir tarım yatırımı değil; gıda güvenliği, su yönetimi, lojistik altyapı ve ihracat stratejilerini kapsayan uzun vadeli bir kalkınma modeli olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin ise bu yeni dönemde yüksek katma değerli üretim, dijital tarım uygulamaları, akıllı sulama sistemleri ve tarım teknolojileri ihracatıyla bölgesel liderliğini güçlendirme fırsatına sahip olduğu belirtiliyor.
