
Türk sanayi tarihine baktığımızda, sadece fabrikalar ve makineler görmeyiz; aynı zamanda bir zihniyet mücadelesine tanıklık ederiz. Bu mücadelenin tam merkezinde, ömrünü bu toprakların kendi gücüyle ayağa kalkmasına adamış bir isim duruyor: Prof. Dr. Necmettin Erbakan.
Bugün Türkiye’nin savunma sanayiinden otomotiv sektörüne kadar attığı dev adımları anlamak için, Erbakan Hoca’nın yıllar önce işaret ettiği o kritik eşiği hatırlamak gerekir. Kendisi, Türkiye’nin ekonomik ve stratejik bağımsızlığının ancak ve ancak üretimle, özellikle de ağır sanayi ile mümkün olacağına inanıyordu.
Şeftali Mi, Motor Mu?
Gümüş Motor’un temelleri atılırken yükselen itirazlar aslında bir zihniyetin tezahürüydü. O dönemde hâkim olan "Biz yapamayız, biz beceremeyiz" anlayışı, Türkiye’ye biçilen rolü şu meşhur cümleyle özetliyordu: "Aslında bütün mesele; Türkiye’nin şeftali yerine motor üretmeye kalkmasıydı."
Bu cümle, sadece ekonomik bir tercih değil, bir boyun eğme teklifiydi. Tarım ülkesi olarak kalmamızı, katma değeri yüksek teknolojik ürünleri ise dışarıdan almamızı isteyenlere karşı Erbakan Hoca, "Motor üreten motor" fabrikaları kurma hayaliyle karşılık verdi. O, Türkiye’nin sadece meyve sebze ihraç eden bir pazar değil; uçak, tank ve motor üreten bir güç olması gerektiğini savundu.
Gümüş Motor’dan Milli Teknoloji Hamlesine
Cennet Mekan Erbakan, sanayileşmeyi bir "iman ve azim" meselesi olarak görüyordu. Pancar Motor’dan başlayarak, 1970’lerdeki "Ağır Sanayi Hamlesi" ile Anadolu’nun dört bir yanına fabrika temelleri atarken; amacı sadece istihdam sağlamak değil, milletin öz güvenini geri kazandırmaktı.
Teknik Üniversite Ruhu: Bir akademisyen titizliğiyle hazırlanan projeler.
Bağımsızlık İdeali: "Şeftali yerine motor" diyebilecek kadar cesur bir duruş.
Üretim Odaklı Ekonomi: Montaj sanayi yerine, yerli ve milli tasarım.
Mirasın Bugünü
Bugün gökyüzünde süzülen İHA ve SİHA’larımızda, yollarımızdaki yerli otomobilimizde ve her geçen gün büyüyen savunma sanayimizde o günkü "motor üretme" sevdasının izleri vardır. Erbakan Hoca’nın vizyonu, zamanında küçümsenen o çarkların bugün dünyayı hayran bırakan devasa bir mekanizmaya dönüşmesini sağlamıştır.
Sanayi Haber okurları olarak biliyoruz ki; sanayileşmek sadece çarkların dönmesi değildir. Sanayileşmek, bir milletin kaderini kendi elleriyle yazmasıdır. Bu vesileyle, Türkiye’nin sanayi devrimine ömrünü vakfeden Cennet Mekan Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı rahmet ve minnetle anıyoruz.
Mesele şeftali değil, mesele tam bağımsız Türkiye’dir. Ve o motor artık çalışmaktadır.
BURAK CİHAT DÜNDAR


