
Geçtiğimiz hafta, Amedspor maçı öncesinde kaleme aldığım yazıda açıkça bir uyarıda bulunmuştum. Konyaspor'un yaşayacağı olası bir puan kaybının okları tamamen İlhan Palut'a çevireceğini, Gençlerbirliği karşılaşmasının ise hocanın geleceği açısından kritik bir sınava dönüşebileceğini ifade etmiştim.
Maalesef söylediklerim bir bir gerçekleşiyor.
Konyaspor, Amedspor deplasmanında 1-0 mağlup oldu. Üstelik bu mağlubiyet, yalnızca puan tablosunda yaşanan bir kayıp olarak kalmadı. Teknik tercihler, oyuncu değişiklikleri ve hücumdaki etkisizlik yeniden tartışılmaya başlandı. Yerel basında ve kamuoyunda Gençlerbirliği maçının İlhan Palut için son şans olabileceği konuşuluyor.
Yani geçtiğimiz hafta dikkat çektiğim noktaya geldik: Oklar artık tamamen İlhan Palut'a çevrildi.
Ancak burada asıl mesele, kimin haklı çıktığı değil. Benim için önemli olan Konyaspor'un bu noktaya gelmemesiydi. Bugün bir uyarının gerçekleşmiş olmasını değil, Konyaspor'un kazanmasını konuşuyor olmak isterdim.
Fakat futbolun gerçekleri ortada. Amedspor karşısında yaşanan mağlubiyet, haftalardır dile getirilen soru işaretlerini daha da büyüttü. Şimdi bütün gözler Gençlerbirliği maçında. İlhan Palut'un bu kez nasıl bir kadroyla sahaya çıkacağı, oyuna ne zaman müdahale edeceği ve en önemlisi takımın nasıl bir reaksiyon göstereceği merak ediliyor.
Kaçan fırsatlar, değişmeyen tercihler
Amedspor karşılaşmasının özellikle ilk yarısında Diogo Gonçalves'in yakaladığı fırsatları düşünelim. Aynı pozisyonları Dompé yakalamış olsaydı neler olabileceğini konuşuyor olabilirdik. Elbette futbolda varsayımlarla sonuç alınmaz. Ancak burada asıl mesele, takımın hücum hattında hangi oyuncudan ne kadar verim aldığıdır.
Deniz Türüç ve Diogo Gonçalves tercihleri konusunda haftalardır benzer soruları soruyoruz. Kanatlardan beklenen katkıyı alamıyoruz. Buna rağmen aynı tercihlerde ısrar edilmesi, taraftarın kafasında ciddi soru işaretleri oluşturuyor.
Daha da önemlisi, Dompé ve Colley oyuna girdikten sonra yakalanan iki-üç önemli gol pozisyonu bize ne anlatıyor?
Oyuncu değişikliklerinin hücumdaki hareketliliği artırabildiğini, farklı tercihlerin rakip savunma üzerinde baskı oluşturabildiğini gösteriyor. O hâlde insan sormadan edemiyor: Bu hareketliliği neden maçın başından itibaren göremiyoruz? Neden çözüm için dakikalarca bekliyoruz?
Hocam, 70. dakika bir kural mı?
İlhan Palut'a yönelttiğimiz eleştirilerin başında oyuncu değişikliklerinin zamanlaması geliyor.
Neden çoğu zaman 70. dakikayı bekliyoruz? Bu dakikaya kadar sahada ne değişiyor? Rakip yorulsun diye mi bekliyoruz, yoksa oyunun kendi kendine düzelmesini mi umuyoruz?
Diogo Gonçalves 70. dakikaya kadar takımına ne kattı? Deniz Türüç hangi katkısıyla oyunda kalmayı hak etti? Elbette bu soruların cevaplarını teknik heyet daha iyi biliyor olabilir. Antrenman performanslarını, oyuncuların fiziksel durumlarını ve taktiksel görevlerini bizler bilemeyiz.
Bunu kabul ediyoruz.
Ancak biz de taraftar olarak sahada gördüğümüz futbolu değerlendirmek zorundayız. Teknik direktörün antrenmanda gördüğüyle taraftarın maçta gördüğü aynı şey olmayabilir. Tribündeki taraftar, sahadaki mücadeleye ve tabelaya bakıyor.
Üstelik bu eleştiriler bir oyuncuya karşı kişisel bir mesele değil. Konyaspor'un daha iyi oynamasını ve kazanmasını istemekten kaynaklanıyor.
Mostafa Mohamed transferi ne kazandırdı?
Bir başka önemli soru da Mostafa Mohamed meselesi.
Bu transferden beklenti neydi? Takımın hücum gücünü artırmak, gol yollarındaki sorunu çözmek ve ileri uçta daha etkili bir alternatif oluşturmak değil miydi?
Peki, şu ana kadar beklenen katkıyı alabildik mi?
Açık konuşalım: Bizim sahada gördüğümüz, beklentilerin altında kalan bir performans. Oyuncunun fiziksel durumu ve takıma uyumu konusunda da soru işaretleri var. Elbette bir futbolcuya kesin hüküm vermek için yeterli süre tanımak gerekir. Ancak takımın puan kaybettiği, gol üretmekte zorlandığı bir dönemde transfer edilen oyuncunun katkısı da doğal olarak sorgulanır.
Gelelim Kramer konusuna…
Kramer'in takımdan ayrılmasıyla birlikte bu bölgede oluşan boşluğun ne ölçüde doldurulduğunu sormak hakkımız değil mi? Bugün Kramer takımda olsaydı kaç gol atardı, bunu kesin olarak bilemeyiz. Fakat mevcut tabloya baktığımızda, onun gönderilmesinin ardından hücum hattında daha güçlü bir alternatif oluşturulup oluşturulmadığı ciddi biçimde tartışılmalı.
Hocam, madem ileri uçta istediğimiz üretkenliği sağlayamıyoruz, o zaman Kramer'in ayrılığı ve Mostafa Mohamed'in transferi konusunda yapılan planlamayı da sorgulamak zorundayız.
Kramer'in ayrılığının ardından hücum hattında beklenen katkının alınamaması, bu tercihin bugün daha fazla tartışılmasına neden oluyor. Kramer takımda kalsaydı bugün nasıl bir tabloyla karşılaşırdık, bilemeyiz. Ancak şu anki performanslara baktığımızda bu soruyu sormak da taraftarın hakkı.
Transfer yapmak tek başına başarı değildir. Önemli olan, yapılan transferin sahada karşılık bulmasıdır.
Hocam, mücadele ediyoruz demek yetmiyor!
İlhan Palut'un takımın mücadele ettiğini, koştuğunu ve kazanmak istediğini ancak hücumda istenilenleri yapamadığını söylemesi mümkün. Peki, hocam, bu tespitleri biz de yapıyoruz. Asıl mesele, bu sorunu nasıl çözeceğimiz.
Madem takım mücadele ediyor ama ileri bölgede istediğini yapamıyor, o zaman neden farklı oyuncu tercihleri denenmiyor? Neden hücum hattında daha etkili bir plan ortaya konulmuyor? Neden aynı sorunlar tekrar tekrar yaşanıyor?
Bir teknik direktörün görevi yalnızca sorunu tespit etmek değil, çözüm üretmektir.
Biz artık oyuna değil, skora da bakıyoruz. Çünkü Konyaspor'un içinde bulunduğu durumda iyi niyetli mücadele tek başına yeterli değil. Taraftarın puana, galibiyete ve sahada güven veren bir takıma ihtiyacı var.
Ligdeki tablo ortada: Konyaspor ne yapmaya çalışıyor?
Konyaspor'un ligdeki durumunu yalnızca bir maç üzerinden değerlendirmiyoruz. Erzurumspor karşısında alınan 1-0'lık mağlubiyetin ardından Trabzonspor'u 1-0 yenerek önemli bir galibiyet aldık. Kasımpaşa ve Başakşehir karşılaşmalarından golsüz beraberliklerle ayrıldık. Son olarak Amedspor'a da 1-0 kaybettik.
Bu sonuçların ortak noktası ne?
Konyaspor gol üretmekte zorlanıyor. Trabzonspor karşısında alınan galibiyetin ardından gelen golsüz beraberlikler ve Amedspor mağlubiyeti, hücumdaki sorunları daha görünür hâle getirdi.
Böyle bir tabloda teknik direktörün eleştirilmesi kaçınılmazdır.
Hocam, bu eleştirilerin kişisel olmadığını anlamak gerekiyor. Konyaspor'un daha iyi futbol oynamasını, puan tablosunda yukarıya çıkmasını ve taraftarının yüzünü güldürmesini istiyoruz.
İyi futbol elbette önemlidir. Ancak sonuç alamadığınızda, aynı sorunlar devam ettiğinde ve çözüm için gereken adımlar geciktiğinde eleştirilerin artması da doğaldır.
42 TL'lik bilet, büyük beklenti ve kritik bir sınav!
Gençlerbirliği karşılaşmasının önemini anlamak için yönetimin aldığı karara bakmak yeterli. Maç biletlerinin 42 TL olarak belirlenmesiyle taraftar tribünlere davet ediliyor. Amaç, bu kritik karşılaşmada takımın arkasında güçlü bir taraftar desteği oluşturmak.
Ancak burada asıl soru şu: Taraftar tribüne çağrılıyor, peki istediğini alabilecek mi? Sahada görmek istediği Konyaspor'u görebilecek mi?
Çünkü taraftarı stadyuma davet etmek kadar, o taraftara mücadele eden, üreten ve kazanmak için sahada her şeyini ortaya koyan bir takım izletmek de önemli.
Üstelik bu karşılaşma yalnızca Konyaspor için değil, İlhan Palut için de kritik bir sınav. Fakat tribünlerin dolması ve taraftar desteğinin artması, beklentiler karşılanmadığı takdirde teknik heyet üzerindeki baskıyı daha da büyütebilir.
Yani 42 TL'lik bilet uygulaması, taraftarı tribüne getirmek açısından olumlu bir adım olsa da sahada beklenen futbol görülmediğinde İlhan hoca açısından daha büyük bir baskıya dönüşebilir.
Taraftarın kafasındaki soru artık çok net:
“Evet, bizi tribünlere çağırıyorsunuz. Peki, biz oraya geldiğimizde istediğimiz Konyaspor'u görebilecek miyiz?”
İşte meselenin özü burada. Taraftar yalnızca ucuz bilet istemiyor. Taraftar, verdiği desteğin karşılığını görmek istiyor. Mücadele eden, hücum eden, kazanmak için cesur kararlar alan ve maçın son düdüğüne kadar galibiyeti kovalayan bir takım istiyor.
İlhan hocam, bu maçta tribünlerin desteğini arkana almak senin elinde. Ancak o desteğin devam etmesi için sahada karşılık vermen gerekiyor. Çünkü taraftarın sabrı kadar takıma olan inancı da sınanıyor.
42 TL'lik bilet taraftarı tribüne getirebilir. Ama tribündeki taraftarı yeniden inandıracak olan, sahadaki futbol ve alınacak sonuçtur.
Gençlerbirliği maçı: Son kredi de bitti mi?
Şimdi önümüzde Gençlerbirliği karşılaşması var.
Amedspor mağlubiyetinin ardından baskı daha da arttı. Olası bir beraberlikte bile kaybedilecek iki puan, takımın üzerindeki baskıyı artıracaktır. Bir mağlubiyet ise teknik direktörlük koltuğundaki tartışmaları çok daha ciddi bir noktaya taşıyabilir.
Yerel basında ve kamuoyunda Gençlerbirliği maçının İlhan Palut için son şans olabileceğinin konuşulması boşuna değil. Artık yalnızca taraftarlar değil, takımın geleceğini takip eden herkes bu karşılaşmanın sonucuna odaklanmış durumda.
Elbette yönetimin nasıl bir karar vereceğini şimdiden bilemeyiz. Ancak bu ihtimalin konuşulmaya başlanması bile içinde bulunduğumuz tablonun ne kadar hassas olduğunu gösteriyor.
Geçtiğimiz hafta Amedspor maçı öncesinde bir uyarıda bulunmuştum. Olası bir puan kaybının okları İlhan Palut'a çevireceğini söylemiştim. Bugün geldiğimiz noktada bu uyarının ne kadar yerinde olduğu ortada.
Amedspor maçında son kredin kaldığını söylemiştim hocam. Maalesef o kredi de tükendi.
Gençlerbirliği karşısında senden beklediğimiz şey yalnızca mücadele eden bir takım değil. Ne oynadığını bilen, rakip kaleye gitmekten çekinmeyen, doğru zamanda doğru hamleleri yapan ve kazanmak için sahaya çıkan bir Konyaspor.
Kusura bakma İlhan hocam…
Bu yazıyı yazarken amacımız seni hedef göstermek değil. Konyaspor'un daha iyi olmasını istediğimiz için eleştiriyoruz. Ancak eleştirilere kulak tıkayarak, aynı tercihlerde ısrar ederek ve aynı sorunların tekrar etmesine izin vererek bu sürecin düzeleceğine inanmıyorum.
Bence artık inadını bir kenara bırakmanın zamanı geldi.
Antrenmanda gösterdiği performans ne olursa olsun, sahada karşılığını veremeyen oyuncular konusunda daha cesur kararlar almalısın. İsimlere değil, performansa bakmalısın. Değişiklikleri yalnızca 70. dakikadan sonra değil, oyun bunu gerektirdiği anda yapmalısın.
Gençlerbirliği maçına taraftarın haftalardır eleştirdiği tercihlerde ısrar ederek değil, gerçekten hak eden oyuncularla çıkmalısın. Dompé, Colley ve diğer alternatiflerin katkısını doğru değerlendirmeli; hücum hattında nasıl daha üretken olabileceğimizi artık göstermelisin.
Çünkü bu takımın potansiyeli var. Bu taraftarın beklentisi var. Konyaspor'un da kaybedecek daha fazla zamanı yok.
Hocam, taraftarın sesine kulak ver. Gerektiğinde kendi kararlarını sorgula. Yanlışta ısrar etmek yerine doğruyu bulmak için yeni adımlar at.
Kusura bakma İlhan hocam, ama Amedspor maçında son kredin de tükendi.
Gençlerbirliği karşılaşması artık yalnızca üç puan mücadelesi değil. Hem Konyaspor'un ligdeki gidişatı hem de İlhan Palut'un geleceğine ilişkin tartışmalar açısından kritik bir dönemeç.
Umarım yanılırız, umarım Konyaspor kazanır ve bu yazıyı yazdığımıza pişman oluruz. İnanın, bundan daha çok mutlu olacağımız bir şey yok.
Ama hocam, artık söz değil, sonuç görmek istiyoruz.
Konyaspor için…
YAZAR : Halit Şimşek
