2026 NATO Ankara Zirvesi'nin Ardından: Kim Ne Kazandı?
Burak Cihat Dündar
11-07-2026 01:46
Öncelikle merak konusu olan, Ankara’nın dört bir yanını saran NATO görsellerindeki "OTAN" yazısına açıklık getirelim. 1949 yılında kurulan NATO, sanılanın aksine fotoğraf çekimlerindeki teknolojik yetersizlikler yüzünden yazının düzgün görünmesi amacıyla "OTAN" kelimesini kullanmıyor.NATO logolarında veya görsellerinde "OTAN" yazısını görmenizin nedeni, kurumun iki resmi dilinden diğeri olan Fransızca kısaltmasının kullanılmasıdır.NATO, uluslararası iki resmi dile sahiptir: İngilizce ve Fransızca. Görsellerde her iki dile de eşit resmiyet kazandırmak adına bu iki kısaltma bir arada yer alır.NATO (İngilizce): North Atlantic Treaty Organization (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü)OTAN (Fransızca): Organisation du Traité de l'Atlantique NordÖrgütün resmi ambleminde ve merkez binalarındaki tabelalarda genellikle bu iki kısaltma simetrik veya yan yana olacak şekilde kullanılır. Yoksa “NATO HATIЯASI” görseli önünde fotoğraf çekilmek amacıyla değil yani Bu kısa bilgilendirme notundan sonra artık madde madde olacak şekilde sonuçlara geçiyorum.Görselden anlaşılacağı üzere bu NATO’nun iki ağası var: ABD ve Fransa!Ama sadece ABD başkanını Cumhurbaşkanımız karşıladı, diğerlerini bakanlar.Trump'ın karşılamasında Hava Kuvvetlerimiz dillere destan bir şov yaptı. Sosyal medyada milyonlarca izlenme, yüzbinlerce beğeni aldı. TRT World sayfasındaki paylaşımın altındaki yorumlar ise dikkat çekiciydi: "Bu hava gücüyle neden Gazze'ye yardım etmiyorsunuz?"Fransa Devlet Başkanı Macron geldiği günden gidene kadar güneş gözlüğünü çıkarmadı. Sebebi sadece bir sağlık sorunu. Yoksa gözündeki morluğu kapatmak için, veya bize kibirinden, had bildirmeye çalışmasından falan değil yani.Macron da bir devlet başkanı tarafından karşılandı ama ülkemizde değil Suriye’de!Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'u başkent Şam'da bulunan Halk Sarayı'nda (Başkanlık Sarayı) resmi bir törenle karşıladı.Ufak bi Şam gezisinden sonra imzaları atmak için masaya oturdular.Fransa eski sömürgesi(gerçi hala sömürüyor) Suriye’den haraçları alıp gitti.Suriye’nin dış dünyaya açılan en önemli kapısı olan Lazkiye Limanı 30 yıllığına Fransız lojistik devi CMA CGM grubuna devretti.Fransız CMA CGM şirketi, Şam Havalimanı’nın kargo taşımacılığı ve lojistik operasyonlarını yönetmek üzere ortaklık anlaşması imzaladı.Fransız enerji devi TotalEnergies ise Suriye açıklarında enerji arama ve çıkarma faaliyetlerine başladı.Eski rejimin kapatmaya zorladığı Suriye’deki Fransızca eğitim veren Hıristiyan okullarının yeniden açılmasını talep ettiler.Suriye için onlarca şehid verdik, yüz milyarlarca dolar harcadık, milyonlarca Suriyeliye baktık, geldiğimiz noktada elin Fransızı geldi limanlara, havaalanlarına, petrollere, santrallere ÇÖKTÜ! Üstüne üstlük Fransızca eğitim veren Hristiyan okulları açtırdı!Bize düşen de Hakan Fidan’a Kaysun Dağı’nda ikram edilen kahve, Gaziantep Belediyesine kilitlenen Emevi camii halıları ve İçişleri Bakanımızın Emevi camiinde kuran okuması.. Suriye’den bize ne diyecek olanlara, o topraklar bizim oğlum! Yok öyle bir sınır tanımıyorum ben. Biraz daha yaşasaydı Hazreti Fatih, ne Venedik kalacaktı, ne Floransa, hoş geldiniz diyecekti bize Fransa! Neyse Türkiye’ye dönelim!ABD, CAATSA (Amerika'nın Hasımlarına (Rusya, Çin, Kuzey Kore) Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası) yaptırımlarını kaldıracağını açıkladı.ABD’nin bizi yan yana koyduğu ülkelere bakar mısınız, evet yanlış görmediniz Rusya, Çin, Kuzey Kore.CAATSA yaptırımları ile 2020’den beri Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) kara listeye alındı, finansman ve kredi engelleri, yöneticilere kişisel yasaklar, F-35 programından çıkarılma sebebiyle milli projelerde gecikmeler oldu.Donald Epstein Trump bu yaptırımların tamamen kaldırılacağını duyurudu.İlk toplantıda 5 adet F35 için olumlu konuştu, vereceğiz dedi, giderken son konuşmasında “bu konuda kararımı tam olarak vermedim” dedi.CAATSA yaptırımları kalkarsa “yerli ve milli”(?!) projemiz KAAN için F110 motorunu alabileceğiz. Keşke kendimiz üretebilsek ve yüzde yüz yerli olsa….Sıradan çinko karbon vatandaşımızın gündemine gelecek olursak natodan öncesi sonrası değerlendirmesi.Ankara’lı kızgın, niye? 8 yılda yapılmayan 8 ayda yapıldı. Yollar 1. Sınıf asfaltlandı, çizgileri tertemiz yapıldı, yürüyen merdivenlerin hepsi çalışır hale geldi, bütün başıboş sokak köpekleri toplatıldı, her yer pırıl pırıl oldu. İstenince yapılabiliyormuş ama layık görülmemişiz diye kızıyorlar.Japonya NATO’da olmamasına rağmen iki bakan katıldı dışişleri ve savunma. Savunma bakanı ne gördüyse twit attı, yok bardak suyu mum sanmış, meloniyi görmüş elini sıkmış, kahve içmiş, kedi görmüş, yolların sağında solunda niye bu kadar çok NATO görselli paravan varmış, bilmiyor tabi onlar başkentin fakirliğini örtsün diye orda, bir de Ankara’nın havadan görünen bir fotoğrafını paylaşıp ne kadar da çarpık bir kentleşme falan demeye getirmiş. Sen bakan mısın sosyal medya fenomeni misin arkadaş?Macron ganeresi koşması için kapatılan parklarda değil de kaldığı otelin önündeki yolda koşmuş.Trump’ın korumaları makam araçlarını petrol ofisinden fullemişler para ödemeden gitmişler, araçlarda taşıt tanıma yok, pompacı plaka yerine bidon yazmış, şube müdürü faturayı pompacıya kesmiş..Son olarak 'aile fotoğrafı' diye servis edilen o görüntüye baktım ve derin bir üzüntü duydum. Çok değil, daha yüz yıl önce bizi işgale gelmiş, milyonlarca şehit ve gazi vermemize sebep olmuş ülkelerin temsilcileri, bugün yanımızda sırıtarak yalandan bir dostluk sergiliyor; ne kadar acı... Topraklarımızı aralarında bölüşüp kardeşlerimizle aramıza sınırlar çizmişler. Zaman öyle hızlı akıyor ki, bir hafta bir saat gibi geçer olmuş. Zaten yüz yıl dediğin nedir ki? Adeta dün gibidir.Neyi kaybettiğini hatırla! Unutma! Unutursan tekrar yaşarsın! Selametle...