Bir şehrin, bir ilçenin, bir hareketin veya bir davanın büyüklüğü; makamlarla, soyadlarla, yakınlıklarla değil, adaletle ve liyakatle ölçülür. Şu siyasetçinin kızı bu siyasetçinin yeğeni deyip ayıracalık gösterilmez. Ama günümüzde bunlar artık normalleşti...

Milli Görüş geleneğinin temelinde de İslam’ın özünde de ayrıcalık anlayışı yoktur. Çünkü İslam’da üstünlük; kişinin kim olduğuyla, kimin akrabası olduğuyla, hangi makama yakın durduğuyla değil, takvası, ahlakı ve yaptığı işle değerlendirilir.

Ancak bugün geldiğimiz noktada toplumda rahatsızlık oluşturan bazı görüntüler var. İnsanlar artık “Kim daha çalışkan?”, “Kim daha ehil?”, “Kim bu görevi hak ediyor?” sorularından önce “Kimin yakını?”, “Kimin tanıdığı?”, “Arkasında kim var?” sorularını sormaya başladıysa burada ciddi bir sorgulama yapmak gerekir.

Çünkü bir davanın en büyük zararı dışarıdan değil, kendi içinde adalet duygusunu kaybetmesinden gelir.

Yıllarca “önce ahlak ve maneviyat” diyen anlayışın en önemli sınavı da budur. Eğer bir yerde emek veren, yıllarca mücadele eden insanlar görmezden geliniyor; sadece güçlü isimlere, siyasi bağlantılara veya yakın ilişkilere göre kapılar açılıyorsa burada vicdanlar yara alır.

Unutulmamalıdır ki makamlar geçicidir, isimler unutulur. Geriye insanların hakkını gözetip gözetmediğiniz, adaletli davranıp davranmadığınız kalır.

İslam’ın ölçüsü nettir: Ayrıcalık değil adalet… Yakınlık değil ehliyet… Gösteriş değil samimiyet…

MUHAMMET YAVAŞ