
Bir zamanlar çocukların güvenle koşarak girdiği okullar, bugün neden bazıları için korku ve endişenin adresi haline geldi? Sabah sırtına çantasını alıp çıkan bir öğrencinin aklında “Acaba bugün güvende miyim?” sorusu varsa, burada ciddi bir sorun var demektir.
Okul dediğimiz yer sadece bilgilerin öğrenildiği bir bina değil; aynı zamanda insan olmayı öğrendiğimiz, kendimizi ifade ettiğimiz bir alandır. Ama son zamanlarda bu güvenli alanın yerini tehlike almaya başladı. Bunun sebebi ise aslında ortada. Yapımcılar, “Bu olaylar hayal ürünüdür.” diyerek sundukları içeriklerin toplum üzerindeki etkisini görmezden geliyor. Oysa bir insan sürekli şiddet içerikli film, dizi ya da oyunla iç içe olursa, zamanla bunu sıradanlaştırabilir. “Hayal ürünü” adı altında sunulan bu içerikler yalnızca gençleri değil, tüm toplumu etkileyebilir.
Ancak içinde bulunduğumuz bu sosyal çöküşün tek sebebi bu da değil. Sorunun bir diğer önemli kısmı ailelerde başlıyor. Çocuğuyla yeterince ilgilenmeyen, onun gün içinde ne yaşadığını merak etmeyen, onu kendi hâline bırakan aileler de bu tablonun bir parçası. Çünkü bir çocuk en temel değerleri önce ailesinden öğrenir.
Öte yandan tüm yükü okullara ve öğretmenlere yıkmak da doğru değil. Öğretmenler elbette rehberlik eder, yol gösterir; ancak bir çocuğun tüm sorumluluğunu tek başına üstlenmek zorunda değildir. Burada mesele, suçu bir yere atmak değil; herkesin kendi payını görmesidir.
Unutmamak gerekir ki şiddet bir anda ortaya çıkmaz; zamanla birikir, büyür ve sonunda kontrol edilemez hale gelir. Bu yüzden meseleyi sadece “suç” olarak görmek, aslında gerçeği görmemektir. Çünkü ortada bir sonuç varsa, mutlaka o sonuca götüren sebepler de vardır.
Ama tüm bunlar, yapılanların kabul edilebilir olduğu anlamına gelmez. Bir insanın başka birine zarar vermesi asla normalleştirilemez. Asıl mesele, bu noktaya gelinmesini engelleyememiş olmamızdır.
Belki de artık kendimize şu soruyu sormaktan kaçmamalıyız: Biz bu çocukları ne zaman bu kadar yalnız bıraktık? Ne zaman görmezden geldik, ne zaman sadece “dersine çalış” demekle yetindik?
Çünkü gerçek şu ki; çocukları koruyamadığımız bir yerde ne eğitimden bahsedebiliriz ne de gelecekten. Okulların yeniden güvenli bir yuva olması için önce toplum olarak sorumluluk almamız gerekiyor. Aksi halde bu soruyu sormaya devam edeceğiz:
Burası gerçekten bir eğitim yuvası mı, yoksa fark etmeden bir tehlike alanına mı dönüştü?

Tesekkürler!