Ticarette Ahlak.
Allah Resûlü'nün  hadisini yazarak yazımıza başlamak istiyorum.
 "Alıcı ve satıcı doğru söyler, her şeyi açıkça ortaya koyarlarsa, alışverişleri helâl ve mübarek olur."

Ahlak, gerek sosyal hayatta, gerekse iş hayatında son yirmi yılda bozulmaya ve kaybolmaya başlamıştır.
Her gün haberlerde ve TV dizilerinde ahlaksızlığın değişik örneklerini görmekte, bundan rahatsız olsak ta, ancak hep sessiz kalmaktayız.
Günümüz insanlarının bir bölümü ahlaki değerleri unutmuş, utanma duygularını yitirmiş, davranışlarında ölçüyü kaçırmış durumdadır.

Ahlaklı insan olmak günümüzde aranılan, ama zor bulunan bir özellik haline gelmiştir. 
Birçok yazar çizer ve konuşan toplumda ahlaki bir çöküntüden söz etmektedir. Ancak bunu ciddiye alan ve gereğini yapan kalmamıştır.

Genel anlamda ahlak şöyle tanımlanabilir:
Toplumda genel kabul gören, benimsenen, örnek gösterilen kurallar.
İnsanların sosyal ilişkilerinde ve iş ilişkilerinde uyması gereken davranışsal kurallar.
İnsanlar arasındaki ilişkiyi düzenleyen ve sosyal dokuyu güçlendiren değerler bütünü.

Ahlak, genellikle değer kavramı ile ele alınır ve ikisi birlikte ahlaki değerler olarak tanımlanır. 

Ahlaki değerler, toplumların kültürlerine göre değişebilse de, tüm toplumlarda ortak bazı ahlaki değerler vardır. Verilen sözün arkasında durmak, dürüst olmak insanların hakkını yememek gibi. 

Bunların değişmesi, zaman içinde kültürel değişime bağlı olarak gerçekleşir. Bazı değerlerde değişiklik gösterebilir

Ancak bazı değerler değişmemeli, korunmalı ve kuşaktan kuşağa aktarılmalıdır. 
saygılı olmak, dürüst olmak gibi.

Ahlak, vicdan ile doğrudan ilgilidir. Ahlaklı insan, vicdan duygusu güçlü insandır. Vicdan, insanın kendisinden hesap sormasını sağlayan duygusal bir güçtür. 

Bir insanın vicdan duygusu zayıflamışsa ondan ahlaki davranışlar beklenemez.
Bu tür insan yaptıklarından en küçük bir rahatsızlık, utanç veya pişmanlık duymazlar.
Bu durumda onu insanlıktan çıkarır.

Ahlakın boyutları; genel ahlak, siyasi ahlak, kişisel ahlak,  ticari ahlak, meslek ahlakı, gibidir. 

Kişisel ahlak, olgun, onurlu ve saygın insan olmak ile ilgilidir. 

Bu tür insanlar kişinin malı, mülkü, mevkii, makamı, sıfatına değil; bunları hak edip etmediğine ve bunlara layık davranışlar gösterip göstermediğine bağlıdır.

Yüksek mevki ve makamlara gelmiş bazı kişilerin kendilerine yakışan, ama bulundukları makama ve taşıdıkları sıfata yakışmayan; ahlaki olmayan işlere bulaştıkları bilinmektedir.

Bunları bir kez kaybettikten sonra geri kazanmak imkansızdır.

Davranış insan onurunu zedeliyorsa, insan haklarına aykırı ise, toplumsal değerler ile örtüşmüyorsa; ahlaki değildir. 

Kişi kendi kafa yapısı ve değer yargılarına göre davranışını ahlaka aykırı bulmayabilir, ama önemli olan onun düşüncesi değil, toplumda ve dinimizde kabul gören kurallardır.

Herkes içinde yaşadığı toplumun kültürel değerlerini benimsemese bile, onlara uymak zorundadır. 
Aksi durumda toplumdan dışlanır.

Ahlakın boyutlarından biri de ticari ahlaktır.
Ticarette temel amaç para kazanmaktır. Ancak sadece paraya odaklanmak ve daha çok kazanmak için ne gerekirse yapmak anlayışı ticari ahlak ile bağdaşmaz.

Hak edilen ölçüde kazanmak, hakkına razı olmak, müşteriye hakkını vermek, onu aldatmamak ticari ahlakın gerekleridir. 
Özellikle genç kuşakta gördüğümüz kısa sürede büyük hedeflere ulaşma, köşeyi dönme arayışı toplumun geleceğini kararacak hal ve hareketlerdir.

Çalışmak, emek vermek, alın teri dökmek, zaman harcamak bugünlerde genç kuşağın yabancı kaldığı değerlerdir.

Artık verilen sözlerin, bulunulan vaatlerin, “şeref sözü”,“hatırım için” gibi söylemlerin önemi kalmamıştır. 

Bunların sonucu olsa gerek insanlar kime güveneceklerini, kiminle iş yapacaklarını şaşırmış durumdadır. 

Güçlü olanın, zayıf olanı ezdiği bir düzen ahlaki değildir. . 
Devletin görevi yasalar ile bunun önüne geçmek ve bunları önlemektir.
Anayasa ve anayasaya uygun çıkartılan tüm kanunlar ahlak kurallarına uygun olmalıdır.
Uygun olmakla da kalmayıp ahlaklı olmayı özendirici, ahlaksızlığı ise cezalandırıcı olmalıdır 

Vergi kaçırmak, ahlaki değildir. 
Piyasada serbest çalışan ve iş hayatı boyunca devlete bir kuruş vergi ödemeyen kişiler varsa
Bazı ülkelerde vergi kaçırmak büyük suç sayılmakta ve hapis cezası ile cezalandırilirken bizde ödül verir gibi vergi affı çıkartılıyorsa
Müşteriye, satacağı malda gerçekte var olmayan bir özelliğin olduğunu söylemek,
Müşterinin istediği markayı kötüleyip stoğu şişen malı satmaya çalışmak,
Rakibin aleyhine konuşmak, rakibi kötülemek,
Müşteriye “ayıplı” malı, ayıbını gizleyerek satmak,
Sattığı malın arkasında durmamak,
Fahiş fiyatla mal satmak,
Müşteriye kasa fişi, fatura veya garanti belgesini vermemek,
Satış sözleşmesi koşullarına uymamak, sözleşmeye müşteri aleyhine madde koymak,
Stoğunda olmayan malı satmak ve söz verdiği zamanda malı teslim etmemek,
Müşteriye sipariş fişi veya satış sözleşmesindeki malın dışında başka bir mal/marka  göndermek,
Etiketteki fiyat ile kasadaki fiyat, sözleşmedeki fiyat ile faturadaki fiyat arasında tüketici aleyhine fark  olması,
Çalıştırdığı kişinin yasal haklarını vermemek. 
Karşılıksız çek vermek, borcuna sadık olmamak.
Ticarette Ahlak prensiplerine uymayan Dinen, ahlaken yanlış işlerdir.
Tabiki anlayana
Müslüman tüccar, kalitesiz malı, kaliteli malla karıştırmamalı, kötüyü iyiden ayırmalı, malın kusuru varsa açıkça söylemelidir. 

Yazımızı bu konuda Mustafa Kemal'in birçok sözünden bir tanesini hatırlatarak tamamlamak istiyorum.
“Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getiren milletler; önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdur.”

Yazının özü;
Ahlak ve maneviyat, bir milletin temelidir". 
Prof.Dr, Necmettin Erbakan