Dün her tarafa Atatürk büstü ve heykeli yapanlar la, bugün yapılan ve İslam'a maledilen saçma uygulamaları yapanlar arasında ne gibi fark vardır diye bir soruyla yazıma başlamak istiyorum.
Başımızın belası Siyonizm seksen yıl Kemalistleri kullanarak bizi uyuttu, şimdide siyasi iktidarı kullanarak yine bizi uyutmaya devam ediyorlar dersem kıyamet kopar,
Ne hainliğim kalır ne Müslümanlığım, vatanseverliğim bile tartışmaya açılır.
Kemalistler Kendilerine göre bir “resmî tarih” uydurdular bunca yıl bizlere birçok saçmalıkları ezberlettiler. Aksini söyleyen bu vatanın gerçek evlatlarına dünyayı zindan ettiler.
Bu “resmî tarihe” karşı çıkanlarda ne yapacaklarını bilemedikleri için Kemalistlere küfretmeyi marifet saydılar.
Buda yetmedi gerçekleri olduğu gibi söylemek yerine kendi kafalarına göre bir tarih uydurdular.
Yani Kemalistlerin yaptığının aynısını bunlar yaptılar.
Şimdide Kemalistler bunlara küfretmeyi marifet sayıyorlar.
İkisi de, kendi taraflarının günahlarını, kusurlarını, sakladılar duygusal dürtülerden etkilendiler.
Kemalistler, bir “diktatörlük” olan Atatürk dönemini aklamaya uğraşırken, diğer gurupta “halife” olan Osmanlı padişahlarını günahsız göstererek Osmanlının devlet yönetimi olan saltanat sistemini İslami devlet yönetimi yapıverdiler,
Şimdide cumhurbaşkanını ve tüm bakanlarını, belediye başkanlarını ve sevenlerini günahsız gösterme gayretleri başladı.
Cennetten Toprak satanlar türedi.
Yani Kemalistler bir şeyi yapmak isterken Mustafa Kemal'i ezdi.
Diğerlerinin yaptığı da, İslama ve Müslümanlara fatura edildi.
80 yıl Kemalistlerin yaptığını şimdide başkaları yapmaya başladı, Tarihin birçok yerine uyduruk bilgiler oluşturarak yada diziler ve filimler çekerek Kemalistlerin bunlara inanmasını istiyorlar.
Belki de dayatıyorlar.
Bu dönemde yapılan televizyon dizilerinin sadece iki tanesine bakalım. Muhteşem Yüzyıl birilerine göre rezalet, birilerine göre de tarihi gerçekler. .
Diriliş Ertuğrul ise tam tersi, Her iki tarafta “tarih çarpıtılmaz” diye diye çarpıtmanın en kralını yaptılar.
Evet Osmanlı siyah beyaz gibi berrak bir tarih değildir, Osmanlı tarihini anlatanlarda anlatım bozukluğu nun olması, ve o günün olaylarını günümüzün mantığı ile yorumlamamız, daha büyük saçmalıkları ortaya çıkarmaktadır.
Bugün yaşadığımız olaylarda bunların sonucu olarak ortaya çıkmaktadır
Mesela birileri Fatih sultan Mehmet'i evliya yaparken, bir başkası da Bizans'lı hanımları haremine dolduran her gece biriyle beraber olan beline düşkün, veziri Çandarlı’yı gözü önünde boğduracak kadar cani olduğunu yazabiliyorlar.
Birileri “Fatih, kendi dönemindeki yedi değişik vezir-i âzamdan üçünü boğdurdu. Bir tanesini hapsetti. Sonuncusunu da yeniçeriler öldürdü.” diyerek olayları abartırken, birileri bunu hiç araştırmadı.
Fatih’in oğlu II. Bayezid, padişahlığı şerefine Edirne’de kurduğu içki meclisinde Gedik Ahmet Paşa’yı Boğduruyor.
Bu olayı biri sarhoş hükümdar ın marifetleri diye anlatırken, birileri de bu olayı hiç sorgulamadan padişahın sadece sofu padişah olarak anılmasını isteyebiliyor.
Halife Yavuz Selim, sekiz yıllık saltanatında üç vezir-i âzam öldürtüyor.
Yunus Paşa’yı ise Mısır seferinden dönerken at üstünde güzel güzel sohbet ettikleri sırada bir lafına kızınca ani bir emirle oracıkta keyfi mi öldürttü, yoksa başka bir hainlik mi var bunları hiç ama hiç ayırt edemiyoruz.
Evet, Osmanlı çok büyük bir imparatorluk, onun içinde birkaç kişinin can güvenliği olmayabilir.
Bunu hiç kimsenin can güvenliğinin bulunmadığı bir imparatorluk olarak gösterilmesinin tarihe ihanet olduğunu düşünüyorum.
Bugün ABD de herkesin can güvenliği vardır demek neyse o gün Osmanlıda can güvenliği yoktur demekle aynıdır.
Osmanlıda bitmez tükenmez iktidar kavgaları... Hem de kanlı, karanlık ve kaypak kavgalar vardır, ancak İslam’ın emrini her şeyin üstünde tutan büyük bir mücadelede vardır.
Ben burada siyasilerin dürüst olmasını istiyorum, olaylarda çelişki istemiyorum.
Bir televizyon dizisi başlarken bu dizi çekiminde hiç canlı öldürülmemiştir derken ardı ardına kafaların kesilmesi ni hiçbir zaman makul göremiyorum.
Osmanlıyı yüceltmek için Selçuklu nun Aşağılandığı Diriliş Ertuğrul isimli diziyi o günde bu günde seyretmek istemiyorum.
Tarihi yazanlar, sinemacılar, televizyon dizileri çarpıtabilir, onları yorumlayabilir, isteyen bakar isteyen bakmaz mantığını da kesinlikle kabul etmiyorum.
Siyasetçiler tarihi çarpıtmamalı, çarpıttıkları tarihi “tek gerçekmiş” gibi zorla halka kabul ettirmemeli diye düşünüyorum
Yalanları gerçekmiş gibi bize zorla kim kabul ettirmeye, onu bunu yasaklamaya, çalışırsa bu ülke çok zarar görecektir diyorum.
Seksen yıl Kemalistlerden yalanlarla dolu bir tarih dinledik,
Allah aşkına yeni “resmî” yalanlarla ne olur bizi aldatmayın.
Gerçeği sadece gerçeği yazın, yada dizilerini yapın. Biz kendimiz olayları çok iyi yorumlarız,
Bizi yönlendirmeye kalkarsanız seksen yıl çektiğimiz acıyı bundan sonra” da çekeriz.
Başlarken sorduğum soruyu tekrar sorarak yazımıza son vermek istiyorum.
Dün her tarafa Atatürk büstü ve heykeli yapanlar la bugün yapılan ve İslam'a maledilen saçma uygulamaları yapanlar arasında ne gibi fark vardır.
Bu soruya tek bir cevabım olacak.
Hiç bir fark yoktur.
Bu milletin yeni yalanlara da hiç ihtiyacı yoktur.



Değerli dostum, hepsin de haklısın.
İnsan yönetici de olsa hata yapar ilerde tarihçiler de onları sorgular...
bu milletimiz günde bir saatini ayırsada köşe yazılarını okusaydı şimdiye adam olurduk