
Cumhuriyetten önce "Türkiye Amerika Mandası olmalı" sözleri, 1950 li yıllarda "Ben Türkiye'yi küçük Amerika yapacağım" açıklamaları.
Bu sözlere gülüp geçmiştik ama bugün olanlar oldu.
Okul baskınlarının “ana vatanı” Amerika.
Anavatan Amerika'daki okul baskınları bugün Türkiye'de
Peki Amerika’da bir “salgın” gibi yayılan okul saldırıları bize kadar nasıl sıçradı?
Ekonomik zorluklar, sosyal medyanın da etkisiyle ‘görünür’ olma arzusu, bilgisayar oyunları, dizi ve filmlerle zorbalığın yayılması, kutsallaştırılması, siyasetçinin insafına bırakılmış sosyal, kültürel hayat...
Bunlar benim sözlerim değil, Uzman görüşlerinin çoğu aynı.
Peki bu denilenlerin organizatörü kim?
Tabiki Siyonizim.
Onlar istedi biz uyguladık.
Eğitimi darmadağın ettiler sustuk.
Aileyi darmadağin ettiler sustuk.
Sonuç işte bu.
Şimdide suçlu arıyoruz
Bende buradan soruyorum
Sahiden kim suçlu?.
Aile, Milli Eğitim Bakanı, İçişleri Bakanı, Öğretmenler. Yoksa İktidar partisi mi?
350 milyona yakın nüfuslu Amerika’da her 3 yetişkinden birinin en az 1 silahı varmış.
Peki bizdeki “silah sevdası”na ne demeli,
Her konuda olmasa da bu konuda ABD ile yarışır durumdayız.
Bir araştırmaya göre; Türkiye’de 2024 yılı itibariyle yaklaşık 5 milyonu ruhsatlı, 35 milyonu ruhsatsız silah varmış.
İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı operasyonlarında ele geçirdiği ruhsatsız silah sayısı ise 110 bin 104.
Şimdi gelelim okul baskınlarının anavatan Amerika'daki gelişimine,
Amerika’daki ilk “büyük” okul baskını 1999 yılında Columbine Lisesi’nde yaşanmış.
2 lise öğrencisi, 20 Ocak 1999’da anne ve babalarına kayıtlı silahlarla, 12’si öğrenci biri öğretmen 13 kişiyi katledivermiş.
Amerika’da ilk-orta öğretim kurumlarında ateşli silahla işlenen olaylar, 1999-2017 yılları arasında ortalama 25-60
Ancak bu sayı 2017’de bir anda iki katına çıkıyor ve 119’a fırlıyor.
2023’te ise zirveyi görerek, 350’ye çıkıyor.
2024’te 332 okul baskını.
Neredeyse HER GÜNE BİR OKUL BASKINI yaşanıyor!
Bugunlerde bizdede Okul saldırıları artıyor!
Galiba biz küçük Amerika oluyoruz.
24 saat içinde iki okul baskını...
Biri Şanlıurfa biri Kahramanmaraş’ta... Saldırganların biri 18 diğeri 14 yaşında...
İkisinin de elinde silah...
Ailelerinin ifadelerine göre ikisi de Pubg, Call of Duty, Battle of War gibi savaş- silah-şiddet içerikli oyunların bağımlısı, asosyal, sessiz, odasından çıkmayan, tüm gününü internette ya da Discord, Telegram gibi paylaşım gruplarında geçiren tipler.
Kaldı ki Kahramanmaraş saldırganı İsa Aras Mersinli’nin telefonundan ABD’de 2014 yılında benzer bir katliam yapan Roger Elliot’un fotoğrafı çıktı.
Tabiki bu noktaya bir günde gelmedik!
Biz 2 yıl önceye gidelim.
19 yaşındaki Semih Çelik, İstanbul Fatih’te surların üzerinde, hayatının baharındaki iki genç kadını hunharca katletti.
Ondan 2-3 ay önce 18 yaşındaki Arda K., Eskişehir’de, Nazi sembollü yelek ve miğferi, elinde bıçakla cami basıp, önüne geleni yaraladı ve bu anları sosyal medyasından canlı yayınladı.
Her ikisinin de kadınlar başta insan ve hayvan nefreti ile beslenen Incel gruplarla yazışmaları ve savaş oyunları ile internet bağımlısı oldukları ortaya çıkmıştı.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş saldırganlarının motivasyonu yolu hemen hemen aynı; örnek aldıkları adres ise Anavatan Amerika.
Amerika'da bu hızlı artışla beraber çoğu eyalette kanunlar değiştiriliyor, sadece zanlılara değil ailelerine de ceza verilmeye başlanıyor.
Amerika'da 4 öğrenciyi öldüren Ethan Crumbley’in anne ve babası, bu eylemlerinden dolayı cezalandırılan ilk aile bireyleri oluyorlar
“kasıtsız adam öldürme” suçundan 15 yıl hapis cezasına çarptırılıyorlar.
Adalet Bakanlığı’nın 2025 yılı verilerine göre, 86 bin 424 çocuk hakkında, 185 bin 593 suçtan, 81 bin 339 dosyada kamu davası açıldığını belirterek, “Bu, Cumhuriyet tarihinin zirvesi” diyor, şöyle devam ediyor: “Bir yandan da boşanmalar artmakta. Sadece geçtiğimiz yıl 202 bin çift boşandı, 190 bin çocuğun velayeti ya anne ya da babaya verildi. Verileri birleştirince çocukların ebeveyn kontrolü, ilgisinden giderek uzaklaştığı, gerçek hayat ve sosyal medyada yalnız bırakıldığı, dolayısıyla da daha kolay suça sürüklendiği söylenebilir.
TCK’nın 20. maddesine göre ‘ceza sorumluluğu şahsidir.’ Yani kan bağınız da olsa kişi, eylemlerinden kendi sorumludur.
Ama Anayasamızın 41/1 maddesi, ‘aile toplumun temelidir; çocukları yetiştirmek, gözetmek, kollamak ailelerin de sorumluluğudur’ demektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 369. maddesine göre de ‘aile ya da ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının veya akıl hastalığı/zayıflığı bulunanların verdiği zararlardan sorumludur.’ Dolayısıyla çocuğun işlediği suçtan anne-babanın ceza almasının yolu ancak mevcut ceza kanunumuzda yapılacak değişiklik ile mümkün olabilecektir.
Suç belli, suçlu belli, bunlara sebep belli, yapılacak belli,
O halde hala ne duruyoruz?.
YÜCEL KEMANDİ
Yedi silah veren devleti suçlu poligona alanmi suçlu yoksa sınıfta ders görem minik yavrularmi suçlu. İçim yanıyor isyan ediyorum ancak birşey yapamıyorum. Gelde idamı savunma o canı babayı beslemekte içimi acıtıyor
Suç ve cezaların şahsîliği yanında
Türk Ceza Kanunu, 233. maddesine göre "Velilik görev ve sorumluluğunu yerine getirmeme" diye bir "suç" tarifi yapılıyor ve bu suçu işleyenlere de bir takım cezalar öngörüyor.
Buna göre çocuğuna sahip çıkmayan velîler cezalandırılabilir.
Bir sürü uğraş.
Hepsi boş.
Allahın rızasını kazanmak, gerisi boş.
O halde hala ne duruyoruz?" Çok güzel ifade etmişsiniz hocam. O zaman durmaması gerekenler gerekeni ivedilikle yapmalıdır, aileler olarak bizler de çocuklarımızı sıkı takip edelim. Ama iş ailede bitmiyor, okul, arkadaş çevresi ve dijital ayak izleri.