Şükrü Doruk (Doruğun Şükrü)

Bugün 5 yil okuduğum  Şükrü Doruk ilkokulunu yaptıran bugün yerinde yeller esen hayırsever Şükrü Doruk'u yazacağım.
Şükrü Doruk
Konya Türbe Önü’nden (Mevlana türbesi) Topraklık’a giderken, bugün restore edilen Selçuklu evinde, 
Doruğun Mehmet Efendi ile Havva Hanım’ın oğlu olarak 1878 (1294) yılının Ocak ayında dünyaya geldi.
Larende Caddesi’nde kerestecilik yapan Şükrü Doruk, Havva, Seher ve Fahriye hanımlarla üç evlilik yaptı. 
Bu evliliklerinden çocuğu olmayınca  kimsesiz on kız çocuğu besleyip büyüterek evlendirdi. 
Manevi kızlarını evlendirirken onlara zamanın parasıyla 500’er lira ile türbe önünde birer dükkân düğün hediyesi verdi. 
Şükrü Doruk,
Gazi Alemşah Mahallesi’nde eski Fransız Mektebinin karşısında birbirine bitişik üç ev, Meram’da bağ evi, koruma altına alınan Selçuklu evi ile yakın geçmişte altındaki dükkânlarla birlikte yıkılan Başaralı Oteli ve Başaralı Çarşısı’nın sahibi idi. 
Sahip olduğu bu maddi varlığın gereğini en iyi şekilde yerine getirerek, hayır hasenatta bulundu. 
Başaralı Çarşısı’ndaki bir dükkânını Ramazan ayında Kapı Camii’nde mukabele okuyan hafızlara, 
Diğer bir dükkânını da Numune Hastanesi’nin ihtiyaçlarının karşılanması için vakfetti. 
Türbeönü’ndeki bir dükkânını da geçen yıl yıkılan Meram Vali Konağı civarındaki demir köprünün yanında bulunan çeşme için vakfetti.
1920’li yıllarda zamanın Kolordu Komutanı Fahrettin Altay Paşa’nın ricası ile Askerlik Şubesi’ni inşa ettirdi. (İki katlı olan bu binanın üst katı da hasta askerlerin iyileşme devresini geçirmesi için revir olarak düzenlenmiştir). 
1930’lu yıllarda Kolordu Komutanlığı için mühimmat ambarı yaptırarak, zaman zaman ödenemeyen memur maaşlarını uzun süre karşıladı.
Eski Meram yolunun düzenlenmesine maddi katkıda bulundu. 
Doksanlı yıllarda  İl Millî Eğitim Müdürlüğü binası olarak kullanılan sonrada yıkılıp yerine Park yapilan Konya Lisesi reviri ile, benimde yıllar önce oluduğum bugün yıkılarak yerine otopark yapılan Meram Şükrü Doruk İlkokulunu yaptırıp Millî Eğitimin hizmetine verdi.

Satışa çıkarılan Üçler Mezarlığı’nın yerini, bir kaynağa göre Millî Emlâk’tan, başka bir kaynağa göre Konya belediyesinden satın alarak mezarlık olarak bağışladı.
Bu bilgiye şehir efsanesi diyenler mutlaka vardır. 
Önceki yıllarda mezarlıklar müdurune bu konuyu anlattığımda hocam bizim kayıtlarımızda böyle bir bilgi yok dediğinde bu belediyenin büyük ayıbı demiştim. 
Bugün hala aynı fikirdeyim. 

Size, A.Cenap Özkaşıkçı’nın, 13 Mart 2006 tarihinde, Yeni Konya gazetesinde yayınlanan Şükrü Doruk ve Üçler Mezarlığı konulu yazısını aynen almak istiyorum.
"Kıymetli okurlarım: şahsen Şükrü Doruk beyle tanışmadım, ama sözlerine güvenilir ravi kimselerden onun hakkında bilgi edindim. 
1930’lu yılların başı, bütün dünya milletleri müthiş ekonomik buhran yaşıyor. Bu ekonomik buhrandan tabii ki yurdumuzda etkilenmiştir. Bu arada zamanın Konya Belediyesi idaresi de çok zor durumdadır. Aylardır memur maaşları ödenememiş, yatırım yapma imkânları kalmamış, nakit paraya çevirebilecek değerli emlaklarını satıp tüketmiştir. Günlerden bir gün hani kurnaz, cin fikirli bir yönetici bilinmez belediye idarecileriyle Şükrü Doruk beye ziyarete giderler ve hali pür düşüncelerini geniş şekilde arzederler. 
Son olarak da para temini için yapabilecekleri yegâne çözüm yolunun ÜÇLER KABRİSTANI’nı parselleyip satma fikrinde olduklarını arzederler. 
Bu kıymetli dahiyane fikri duyar duymaz Şükrü Doruk bey ayağa fırlar; “Yahu bin senelik Müslüman kabristanını nasıl satıp yok ederseniz? Siz Allahtan korkmaz mısınız? Milletin yüzüne nasıl bakacaksınız? gibi sözleriyle infialini dile getirir.
Belediye yöneticileri de: “Çok haklısınız, Şükrü ağa, biz de ne yapacağımızı şaşırmış bir haldeyiz, parasızlıktan böyle fikir aklımıza geldi, sen akıllı adamsın şehrin ağasısın, bize bir çıkış yolu göster"
Şükrü Doruk Beyefendi gümüş tütün tabakasından bir sigara sarıp derin bir nefes çektikten sonra: 
Pekala bu satıştan ne kadar bir gelir elde edeceğimizi hesapladınız mı? 
Cevaben belediyeciler hiç de küçümsenmeyecek bir meblağ söylerler. 
Bir müddet düşünen Şükrü Ağa suskunluğunu bozar ve “Tapu devir işleriyle tekrar kabristan olarak kullanma vakfiyeleri muamelatını hemen hazırlatınız, istediğiniz parayı ödeyeceğim” der. 
Evet Konyalı hemşerilerim, bugün ÜÇLER MEZARLIĞI mülkiyeti, hayırsever bir şahıs olan Şükrü Doruk Beyefendiye aittir. 
Bu anlatılanın bir benzerini İsmail Kal (galyonun İsmail) dedemden yıllar önce dinlemiştim.
O günlerde dedemin dizi dibinde çanakkale hatiralarini dinler ve ben tarihçi olacağim derdim. 
İsmail dedem Şükrü Doruğun yanında ne iş olursa yapan bir işçi iken ehliyeti olmamasına rağmen şoförü izinde olduğu zaman arabasını kullandiğini mezarlık satışını onun ağzindan duyduğunu da o günlerde anlatmiştı.
Gençlik yıllarımda bu konuda tuttuğum notlarımı aynen yazmak istiyorum.

Şükrü Doruk çalışanlarını toplar
"Çocuklar biliyorsunuz büyük bir yatırım yaptık üçler mezarlğıni satın aldım bu ay maaşinizi veremezsem bana kızmayın en kısa zamanda maaşlariniz ödeyeceğim"
O yıllar bana çok garip gelmişti. 

Bugün Şükrü Doruk gibi hayırseverler arıyorum.
Varmı? 
İnan bilmiyorum.
30 Mart 1949’da vefat eden Şükrü Doruk, mülkiyeti kendisine ait yaklaşık 147.500 metrekarelik bir alanı kaplayan Üçler Mezarlığı’nda metfundur.

Yücel Kemandi