Bugün ne mi yazacağım? 
Abuk subuk ne gelirse onu yazacağım? 
Önce ciddi bir yazı, 
Kuzey Kıbrıs alınmasaydı ne olurdu? 
Kuzey Kıbrıs, 1974'teki Barış Harekâtı ile güvence altına alınmasaydı, adadaki Türk varlığı sistematik bir biçimde tasfiye edilecekti. 
Türkiye'nin güney sahilleri Yunanistan tarafından çevrelenerek stratejik açıdan ağır bir güvenlik zaafiyeti ortaya çıkacaktı. 
Kıbrıs Türkleri 1974 öncesinde Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamayı hedefleyen Enosis ideolojisi ve EOKA saldırıları kesinlikle durduramazdı. 
Buda yok oluştu
Türkiye'nin Akdeniz'e açılan tüm limanlarının ve sahil şeridinin askeri/siyasi baskı altına girmesine yol açardı.
Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynaklarında Türkiye tamamen devre dışı kalırdı.
Özetle, Kuzey Kıbrıs'ın alınmaması sadece kültürel ve tarihi bir kaybı değil, aynı zamanda Türkiye'nin Akdeniz'deki deniz hakimiyetinin, ulusal güvenliğinin ve uluslararası itibarının temelden sarsılmasını beraberinde getirirdi.
Kuzey Kıbrıs'ı alan o günkü siyasi idareye, Türk Silahlı kuvvet idari kadroya, teşekkürlerimizi iletirken tüm şehitlerimize rahmet ve şükranlarımızı sunarız.
*** 
Şimdide Abuk Sabuk bir yazı! 
Sultan Alparslan 1071’de Anadolu’ya girmeseydi, bugün bu kadar itikadi, ahlaki ve siyasi sorunlarımızın hiçbiri olmazdı. 
Anadolu’ya askerimiz girdi Sultan Anadolu'da. Öyle bir hayat modeli ortaya koyup, yaşadılar ki, insanlar kendiliğinden gelip; Ben Türk’üm Müslüman’ım demeye başladılar. 
Alpaslan Anadolu'ya girmeseydi Ben Türk’üm Müslüman’ım diyen kaç kişi olurdu dersiniz. 
Tabiki Hiç
Kudüs, Kıbrıs derken  İstanbul fethedildi  
Ortadoğu ve Anadolu Hıristiyan ve Yahudilerin sanki öz vatanıydı, 
Peki biz buraları nasıl aldık? Tabiki bu toprakları bedelini fazlasıyla ödeyerek aldık.
Anadolu'da Toprağın bedeli kandır, şahadettir.
Kudüs fethedilmeseydi Filistin sorunu olurmuydu?. 
Tabiki olmazdı
1974 yılında kuzey Kıbrıs alınmasaydı, Kuzey güney, Türk, Rum, petrol vs. sorunları yaşanırmıydı? 
Tabiki yaşanmazdı. 
Mustafa Kemal harap ve bitap düşmüş bir milletle tarihe “dur” demeseydi, 
Ne Ege sorunumuz olurdu, 
Ne kıta sahanlığı…
Doğu illerimiz Ermenistan’ın olurdu. 
Güneydoğu ABD mandası, Suriye ve Maraş civarı Fransız sömürgesi olurdu.
Antalya, Konya İtalyan, 
Trabzon  Rum Pontus olurken, 
İstanbul’da, Vatikan modeli bir Ortodoks devleti kurulurdu.
Oh ne güzel. 
Bugün yaşadığımız ne kadar siyasi ve dini anlamda sorun varsa hiçbirini yaşamazdık.
Israrla "vatan, millet, Türk’üm Müslüman’ım” diyenler Amasya’dan elma alır, 
Ankara erik dalı havasında oynar. 
Konya’da semah gösterilerini izler. Silifke'de Kekliği düz ovada avlarlar derdi. 
Necmettin Erbakan'da, Tayyip Erdoğan'da olmazdı. 
O zaman
CHP'de gördüğümüz iç çekişmede, muhalefet'siz Türkiye'de olmazdı. 
Bunlar yetermi? 
Birde muhafazakar söylemlerle iktidara gelenlere bakalım isterseniz
Tarih 14.02.2007 tarihinde İstanbul, Eyüp Belediyesi’nin Pierre Loti Kahvesinin bulunduğu tepeye “Eyüp Sultan Tepesi” adı verilmesi teklifi, Büyükşehir Belediye Meclisi ve Başkan Kadir Topbaş tarafından reddedildi. 
Buda olmazdı. 
Hadi ya! Sahi bu doğrumu? 
Buna inanmayanlara başka bir gaf
Sayın Topbaş bakın 29 Şubat 2004 de ne söylemiş. 
“Ayasofya turizme açılmış, tekrar camiye çevirelim demek gereksiz bir polemik.” .
Bittimi? 
bitmedi
Yağmur yağıyor, sel oluyor. vatandaşarımızı kaybediyoruz. Bu kaybettiğimiz vatandaşların yarısı, 2 ödül almış TOKİ konutlarında oluyor.
Evlere şenlik bir açıklama “Burası gecekondu bölgesiydi. Bu konutlar olmasaydı daha çok ölü olurdu.”
Yani halinize şükredin. 
İşte iktidar  mantığı bu. 
Mantık bu olunca, 
Bende abuk sabuk yazarım  tabi
Sizcede bu yazı Abuk sabuk bir yazı mı?
Suya Sabuna yine dokunduk galiba...

 

YÜCEL KEMANDİ