Her meslek çok önemlidir.
Polis, Asker, Hakim, Savcı Sanayici, Çiftçi, Öğretmem.
Tüm mesleklerin İtibarları da en üst düzeyde olmalıdır.
Her meslek itibarlı olmalı ki biri diğerini aşağılayıp aşağıya çekmesin.
Ordumuz neden "milli" savunma ise, Eğitim neden “milli” eğitim ise,
Geleceğimizin teminatı gençlerimizinde “milli” bir duruşu ve itibarı olması gerekiyor.
Bugünkü konumuz Öğretmen, öğretmenin itibarı sadece kendisinin değil ülkemizin, çocuklarımızın ve geleceğimizin itibarıdır.
Bu konuyu Hz. Ali'nin "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" sözü çok güzel özetliyor.
Cumhuriyetin ilk yıllarında harf devrimi'nden sonra bir gecede cahil kalan vatandaşlarımız için eğitim seferberliği başlatıldığında yeterince öğretmenimiz olmadığı için gazetelere ilan verildi.
Önce öğretmen okulu mezunları na görev verildi.
Yetmedi.
Hangi bölüm olursa olsun üniversite mezunu da olur denildi,
Sayı yine yetersiz kalınca lise, ortaokul, ilkokula kadar inildi.
Yine yetmedi.
Son çare olarak ise okuma yazma bilen herkes öğretmenlik yapabilir noktasına gelindi.
Bu yapılanlarada dünya eğitim tarihinin altın harflerle kazınan muhteşem bir Türk devrimi denildi…
Benimde görev yaptığım yıllarda 30 yıl öncesine kadar ciddi öğretmen sıkıntımız vardı. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında yapılanlara benzer işler bu yıllarda da yapıldı, ünüverisite mezunlarına ne olursan ol gel denildi.
Öğretmenlik herkese açılsa da ÖĞRETMEN İTİBARI HEP EN ÜST DÜZEYDEYDİ.
Öğretmenin devlette ya da özelde olanı, ücretlisi, kadrolusu, yıllarca benim gibi aynı yerde çakılı kalanı, mazereti kabul edileni edilmeyeni olmamalı.
Sınıfa giren herkes öğretmendir, eşit özlük haklarına sahip olmalı, eğer sınıfa girmeyi hak ediyorsa hepsine kadro verilmeli, yada hepsi sözleşmeli olmalı.
Benim bu konudaki düşüncem hiç değişmedi, ben hep sözleşmeli öğretmen den yana oldum.
Eğer bugünkü dağınıklılık devam ederse, hiç dilimizden düşürmediğimiz düşünen, soran, sorgulayan, hakkını arayan nesilleri zor yetiştiririz!
Meslekler bir zincirin halkaları gibidir. İçlerinden birisi koptuğunda hepsi dağılır.
Bu yüzden biri ya da birileri değil, hepsi önemlidir.
Çünkü zincir, içindeki zayıf halka kadar güçlüdür.
İtibar da öyledir.
O ya da şu meslek itibar erozyonuna uğradığında diğerleri de etkilenir.
Hele ki bu meslek öğretmenlikse!
Eğitimle ilgili bugüne kadar neler yaptık kısaca hatırlayalım.
Öğretmen yetiştiren tüm okulları önce siyasallıştırdık sonra kapattık. (Köy Enstitüleri, öğretmen Okulları, Eğitim Enstitüleri)
Öğretmen yetiştirmeyi üniversitelere bıraktık.
yetmedi.
Öğretmenimizin ve öğrencilerimizin kılık kıyafetini serbes bıraktık.
Saçmaladık.
Sosyal bilimleri öldürdük,
Temel bilimleri yok saydık, (fizik, kimya ve biyoloji) Mühendislerin sayısını artırdık sonuçta sıradanlaştırdık, Mesleki eğitimi değersizleştirdik,
208 üniversite açtık herkesi diplomalı yaptık!
Peki istediğimiz bu muydu? Diplomalar bir işe yarıyor mu? Okumuşların itibarı ne oldu?
En önemlisi de aldığımız eğitim; harcanan emeğe, zamana ve paraya değiyor mu?
Malesef.
En iyi öğrencilerimizi önce doktor olmak isterdi, şimdi de mühendis.
Cumhuriyetin ilk yıllarında öğrencilerin öncelikli rol modeli öğretmenlerdi.
Uzun yıllar bu böyle devam etti.
Ya şimdi?
Birçok fakülteyi bitirenler içinde öğretmen olmak için MEB’e başvuran on binler vardı.
Şimdi hiçbirşey olamadı öğretmen olsun bari zihniyeti gelişti...
İlk tercihlerde eğitim fakültelerinden bir tane bile yer almayan tercihler yapar olduk.
Dünya ekonomisinin gidişatına mühendisler yön veriyor, kalkınmanın lokomotifi onlar diye seviniyoruz.
Üzülüyoruz, çünkü iyi mimarlar olmadan doğru bir gelecek inşa edemiyoruz.
Okulların ve mesleklerin bir kısmını önemli, diğerlerini önemsiz algısı yaratıp, hele hele öğretmenliği sıradanlaştırıp bu düşünceyle yol almak; eğitimde ve insan gücü planlamasında yapılacak hataların en büyüğü olur ve biz bu hatayı hep yapıyoruz…
Peki en iyi öğrencilerimizi mühendisliklere yönlendirip en iyi eğitimi verebiliyor muyuz?
Oda başka bir konu tabi.
Birde yurt dışından yapılan çocuklarımızı devşirmelerine dur diye biliyormuyuz?
Yada gidenlerin dönmeleri için cazip ortamlar yaratabiliyor muyuz?
Eskiden olduğu gibi “Öğretmenlerimiz başımızın tacı” diyebiliyor muyuz?
Çocuklarımıza öğretmenin vurduğu yerde gül biter diye biliyormuyuz?
YÜCEL KEMANDİ
Birçok fakülteyi bitirenler içinde öğretmen olmak için MEB’e başvuran on binler vardı.
Şimdi hiçbirşey olamadı öğretmen olsun bari zihniyeti gelişti...
İlk tercihlerde eğitim fakültelerinden bir tane bile yer almayan tercihler yapar olduk.
Öğretmen olunmaz öğretmen doğulur. Önemli olan mesleğini seven öğretmen yetiştirmek