Hayatta insanların her şeyden önce kötüyle iyiyi birbirinden ayırabilmesidir
İnsanlar ayırtetmeyi yapmazsa kötülükle 'kötü insan' arasındaki bağ kopmuyor, kötülük hep görünür kalıyor.

İsterseniz bir de bugüne bakın! 
Bugünün insanı hayata yararlı mı, yararsız mı, başarılı mı, başarısız mı, kazançlı mı, kazançsız mı diye bakıyor. 

Peki "Kötülük nereye gitti?"
Benim çocukluğumda rahmetli babaannem olaylara çok basit bakardı ve hiçte yanılmazdı, 
Bu kötü uzak dur, bu iyi sıkıntı olmaz derdi. 
Biz bunları bir anlayabilsek ne güzel olurdu bugünlerde ne kadar berbat bir halde olduğumuzu anlardık! 

İsterseniz yoldan  bir genç çevirin ve şu soruyu sorun
 "Kötülük nedir?"
size ne dehşet hikâyeler anlatacak şaşıp kalacaksınız. 

Çünkü günümüzde Kötülük ya büyük bir hikâye ya da küçük mutsuzluklarımızdır. 

Babaannemin yıllar önce "Aman bu düpedüz kötülüktür, diye uyardığı onlarca kötülük şimdi 'zavallılık', 'hastalık', hatta bazen bir 'insan hakkı' olarak tanımlanıyor. 
Günümüzde Şeytan büyük bir kahraman... 
Buda yetmiyormuş gibi, bir de kötülüğü çekici hale getirdik.
İsterseniz son yıllarda çekilen Dizilere ve filimlere bir bakın. 
Kötüler yakışıklı, güzel, baştan çıkartıcı,
İyiler mıymıntı, uyuşuk ve çirkin tipler
Kötülük ilgi uyandırıcı, dikkat çekici ve zekice 
iyilik neredeyse naif (saf, deneyimsiz, acemi veya toy)
sıradan, 
Günümüzde Katile aşık olmak çok normal. Düzgün insanı sevmek bizden çok ırak. 

Bazıları "Dünya iyilerin yüzü suyu hürmetine varlığını sürdürdüğünü söylesede, aslında Dünya kötülerin muzaffer olduğu bir yer haline gelmiş. 
Günümüzdeki birçok olaya bakıldığında insanın buna inanası geliyor. 

Aslında kazanan kötüler değil, kötülüktür. 
Çünkü kötüler eninde sonunda kaybeder. 
Artık bunları ne kişisel ne siyasal, ne de tarihsel hafızamızdan silip atamıyoruz. 
Ondan çıkan kötülük hâlâ yayılmaya devam ediyor ve mağdurlarını bile kendi hizmetinin 'kurşun askerleri' yapabiliyor. 

Kötü dediğimiz Hitler kaybetti ve intihar etti. 
Mussolini nasıl öldü dersiniz, 
Ya da ırkçı Emevilerin bir saltanat olarak tarih sahnesinden silinişi bizi rahatlatabilir mi? 
Hz peygamber in kanı kurumadan Kerbela'nın açtığı yarayı yüzyıllar geçse de unutabilirmiyiz. 

Bütün mesele orada, 
İyiler, kötülerle savaşırken, kötülük paçayı kurtarıyor.

İyilerin varlığı ve çokluğu iyiliğin hâkimiyetine yetmiyor.
Hani kötülükten sakınacaktık? Onu tanıyıp sakınıncaya kadar iş işten geçiyor, kötülük alıp başını gidiyor mu yoksa? 

Şimdi tekrar soruyorum Şeytan bütün bunların neresinde?

Terör, kapitalizm, açgözlülük, popüler kültür, arzular seli, iş hayatı, Şeytan bütün bunların neresinde?

Son olarak bu yanlıştır diyoruz yanlışı yapıyoruz. 
Bu günahtır diyoruz günah işliyoruz.
Araba kullanırken yaya ya kızıyoruz, yaya giderken araba kullananlara kızıyoruz.
Peki Şeytan bunun neresinde

Korku ve korkunun kaynakları sıradanlaştırıldı. 
Böyle bir dünya'da teröristle vatanseverim diyen arasındaki derin fark da silinip gidecektir. 
Çünkü, dün terör başını asın diye ip atanlar, bugün gel mecliste konuş diyebiliyor. 
İş hayatı konusuna gelince, şeytan bunun neresinde diye sormayın sakın! 
Neresinde değil ki?

"...Benden sonra, benim doğru yolumdan gitmeyen ve benim sünnetimle amel etmeyen hükümdarlar olacak. İçlerinde, insan görünümünde şeytan kalbli bir takım insanlar türeyecek..." (Müslim, İmâre 52)

YÜCEL KEMANDİ