“Doğurmakla anne olunmuyor…”
Sadece biyolojik bir süreç tamamlanıyor.
Anne olmak ise; emek, merhamet, sabır, vicdan ve koşulsuz sevgiyle bir kalbe dokunabilmek demek…
Hayat boyunca çok farklı anneler tanıdım.
Her birinin başka bir hikâyesi, başka bir bakış açısı vardı.
Ama anneliğin gerçek karşılığını çoğu zaman çocukların gözlerinde gördüm.
Çünkü “anne” kelimesinin en doğru anlamı, çocuğun dilinde, kalbinde ve bakışında saklıdır.
Kimi çocuk “annem” derken gözlerinin içi parlar, içi güvenle dolar…
Kimi ise o kelimeyi duyduğunda kırılmışlığını, eksikliğini ve acısını yeniden yaşar.
Bazı hayat hikâyeleri insanın içini sevgiyle doldurur.
Bazıları ise “Bunu bir anne yapmış olamaz…” dedirtir.
Bugün Anneler Günü…
Ve bir kez daha görüyoruz ki; sadece doğurmak, “anne” sıfatını taşımaya yetmiyor.
Bu yüzden bugün;
Kendi doğurmadığı halde bir çocuğun elinden tutan, ona merhameti ve sevgiyi öğreten, “O benim evladım” derken yüreği titreyen koruyucu annelerin ve evlat edinen tüm güzel kadınların Anneler Günü’nü yürekten kutluyorum.
Sonra…
Okul öncesi öğretmenlerimizi düşünüyorum.
Evet, hepsi değil… Ama gerçekten sevgisini meslekten öte taşıyan o güzel öğretmenler…
Kendi evladına bile zaman zaman sabretmek zor olurken;
Bir çocuğun korkusunu, gözyaşını, heyecanını şefkatle sarabilmek çok kıymetli…
Öğretmeninin kucağındayken yanlışlıkla altını ıslatan çocuklar…
Üzerine kusanlar…
Yüzüne hapşırıp tüm yorgunluğunu ona bulaştıran minikler…
Buna rağmen yüzünü hiç ekşitmeden, sevgiyle sarılan;
Bir çocuğun kalbinde güven duygusu olmayı başaran tüm öğretmenlerimizin de manevi anneliğini kutluyorum.
Ve elbette…
Vatanına, milletine hayırlı evlat yetiştirmeyi kendine görev bilen;
Allah’tan korkan, kuldan utanan, kul hakkından sakınan, vicdanlı ve merhametli nesiller yetiştirmeye çalışan tüm annelerimizin…
Başta şehit annelerimiz olmak üzere, yüreğinde evlat sevgisini taşıyan bütün kadınların Anneler Günü kutlu olsun.


İpek Naz SELÇUK