
Bir toplumu ayakta tutan sadece yolları, köprüleri, binaları değildir. Asıl ayakta tutan, insanların birbirine ve kurumlarına duyduğu güvendir. Güven kaybolduğunda en sağlam bina bile sarsılır.
Son yıllarda öyle olaylara tanık olduk ki, artık hiçbir haber şaşırtmıyor.
Her yeni skandal, bir öncekini unutturuyor. Ülkenin en güvenilir insanı seçilen biri dolandırıcılıkla anılıyor. Adalette emanet edilen değerli eşyalar çalınıyor. Kamu yararı için görev yapanların kendi çıkarlarını öncelediği iddiaları gündeme geliyor. Çocukları koruması gerekenlerin çocuklara zarar verdiği haberleri yürek yakıyor. Depremzedeye ulaştırılması gereken çadırların satış konusu olması vicdanları sızlatıyor.
Eğitimde fırsat eşitliğini sağlaması gerekenler çocuk işçiliğini övüyor. Liyakatten söz edenler akrabalarını görevlere getiriyor. İsrafın yanlış olduğunu anlatanlar lüks makam araçlarından vazgeçemiyor. Siyasette dün söylediğinin tam tersini bugün savunanlar ise bunu en doğal şeymiş gibi yapabiliyor.
Bütün bunlar sadece tek tek yaşanmış olaylar değildir. Asıl büyük zarar, toplumun zihninde oluşan "Artık kimseye güvenilmiyor." duygusudur. Güven bir kez kırıldığında, onu yeniden inşa etmek yıllar alır.
Bir ülkede en büyük sermaye para değildir; itibardır. Adalete güven, eğitime güven, sağlık sistemine güven, seçimlere güven... Bunlar zedelendiğinde ekonomik kayıplardan çok daha büyük bir yara açılır. İnsanlar umutlarını kaybetmeye başlar.
Elbette milyonlarca görevini dürüstçe yapan kamu görevlisi, doktor, öğretmen, polis, hâkim ve memur var. Onların emeğini birkaç kişinin hatasıyla gölgelemek haksızlık olur. Ancak yanlış yapanların hesap vermediği algısı devam ettiği sürece, güven duygusu yeniden yeşermeyecektir.
Bir eğitimci olarak şunu söylemek isterim, bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey yeni vaatler değil; dürüstlük, şeffaflık ve hesap verebilirliktir. Çünkü adaletin olduğu yerde güven, güvenin olduğu yerde de güçlü bir toplum vardır.
Aşık Maksut Feryadi'nin dizeleri sanki bugünü anlatıyor: "Bu ne kalleş zamandır,
Kime güveneceksin kime?"
Bir ülkenin en acı sorunu, vatandaşının "Kime güveneceğim?" diye düşünmeye başlamasıdır. Bu soruya yeniden güven veren bir cevap verebildiğimiz gün, belki de en büyük problemi çözmüş olacağız.
İpek Naz SELÇUK