Şehirlerimizin sokaklarında yeni bir görüntü dikkat çekiyor: Tekel bayilerinin pembe tabelaları.

Renkler sadece estetik tercihler değildir. Psikolojide her rengin insan zihninde oluşturduğu bir anlam, bir çağrışım ve bir etkisi vardır. Pembe; duyarlılığı, yumuşaklığı, sevgiyi, şefkati, umudu ve nezaketi temsil eden bir renktir. Özellikle çocukların, daha da belirgin şekilde kız çocuklarının en çok bağ kurduğu renklerden biridir.
Tam da bu yüzden şu soruyu sormak gerekiyor:
Bağımlılık ürünleri satan işletmeler neden en “masum” renklerden biri olan pembe renk ile görünür hâle getiriliyor?
Toplum olarak çocuklarımızı zararlı alışkanlıklardan korumaya çalışıyoruz. Aileler mücadele ediyor, eğitimciler uyarıyor, devlet projeler geliştiriyor. Ancak aynı çocuklar her gün sokakta, dikkat çekici ve sıcak algı oluşturan tabelalarla karşılaşıyor.
Renk psikolojisi, pazarlama dünyasının en güçlü araçlarından biridir. İnsan davranışlarını doğrudan etkileyen renkler; dikkat çekmek, merak uyandırmak ve algıyı yumuşatmak amacıyla bilinçli şekilde kullanılır. Sert ve mesafeli algılanabilecek bir sektörün, sıcak ve masum çağrışımlar yapan bir renkle sunulması elbette tartışılması gereken bir konudur.
Bir çocuk önce ürünü değil, rengi fark eder. Renk algıyı yumuşatır, merakı artırır, normalleştirir. Pembe tonların “tatlı”, “güzel” ve “zararsız” algısı oluşturduğu bilinirken, bu rengin tekel bayileriyle özdeşleşmesi çocukların zihninde yanlış bir normalleşme oluşturma riski taşımaktadır.
Elbette ticari işletmeler satışlarını artırmak ister. Ancak ekonomik kaygılar ile toplumsal sorumluluk arasındaki denge göz ardı edilmemelidir. Özellikle çocukların algı dünyasına hitap eden semboller konusunda daha hassas davranılması bir tercih değil, toplumsal bir zorunluluktur.
Geleceğin kadınları olacak kız çocuklarımızın dünyasında özel bir anlam taşıyan bu rengin, bağımlılık ürünleriyle yan yana gelmesi toplum vicdanında soru işaretleri oluşturmaktadır.
Sorulması gereken soru şudur:
Şehirlerimizi sadece ticaretin değil, aynı zamanda çocuklarımızın psikolojik güvenliğinin de alanı olarak görebiliyor muyuz?
Çünkü mesele bir tabela rengi değil;
Gelecek nesillere nasıl bir görsel ve kültürel çevre bıraktığımızdır.
İpek Naz SELÇUK